Kitabın adıyla uyumlu şekilde, yazar "nefis" kavramını okuyucuya, Aziz Mahmud Hüdayi’nin hayat hikayesi üzerinden anlatıyor. Anlatım genel olarak iki farklı bakış açısıyla ilerliyor: Birincisi, okuyucunun perspektifi; ikincisi ise romanlaştırılan Aziz Mahmud Hüdayi ve diğer karakterlerin nefislerinin bakış açısı.
Eğer nefis üzerine daha önce hiç okumamış veya düşünmemiş biriyseniz, kitap bu konuda yeterli ve tatmin edici bir giriş sunuyor. Ancak nefis üzerine önceden çalışmalar yapmış, bu kavramı iyi tanıyan okurlar için nefis anlatımları bir noktadan sonra kendini tekrar eden, hatta sıkıcı hale gelebiliyor. Yazar, nefisin sürekli insanın içinde konuştuğunu vurgulamak için benzer cümleleri defalarca kullanıyor. Fakat bu durum, kavramı bilen okuyucular için "Tamam, anladık, yeter artık!" hissi yaratabiliyor.
Beni en çok şaşırtan noktalardan biri ise, yazarın okuyucu bakış açısıyla yazdığı bölümlerde kendisini açıkça övmesiydi. Sürekli okuyucunun adına yani bizim adımıza “Genç bir yazar nasıl beni bu kadar etkileyebilir?” tarzında ifadeler kullanması, kitabın ana fikriyle çelişiyor ve her bölümde tekrar edilmesi kitabın büyüsünü bir noktada bozuyor.
Tüm bunlara rağmen, Aziz Mahmud Hüdayi’yi romanlaştırarak anlatması kitabı akıcı ve keyifli hale getiriyor. Hem tarihi bir şahsiyeti daha iyi tanımak hem de keyifli vakit geçirmek için okunabilir. Özellikle nefis kavramıyla yeni tanışanlar için iyi bir başlangıç olabilir. Son olarak, yazara küçük bir tavsiye: Kendi nefsini de biraz terbiye etmesi fena olmazdı. Atalarımız ne demiş; Kendi kendini metheden, tez kınanır. Ene 'Sus Ey Nefsim'