Bu kitabı ilk çıktığında Epsilon'un instagram sayfasında yayımladığı yazar videosunda görmüştüm. Hikayeyi bizzat yazarın ağzından dinlemek beni çok meraklandırmıştı ve hemen satın almıştım. Bir kere okumayı denedim lakin başaramadım. Ama şimdi tam zamanı olacakmış ki 2 günde hatta sadece okuma saatlerini sayarsak çok rahat 1 günde bitirdim. Şimdi.. hikaye beni zaman zaman cidden çok sıktı. Verilen ve değinilen şeyler bana fazla fazla geldi. Açıkçası bazı satırları atladığımı söylemeliyim. Bu kitap türlerinde bu kadar çok detay verilmesini, okumayı ben çok sevmiyorum. Dikkatimi olaydan alıp, beni sıkıyor. Ama bunun yanı sıra kitapta öyle güzel sayfalar da oldu ki hüzünlenerek gözlerim dolu dolu, aynı zamanda içime işleyen laflara gülerek okuduğum.. cidden altını çizip çizip, aklıma kazıya kazıya okudum. Maurice'den çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Onun deneyimlerini kendi kafamda tartıştım, durdum. Kitapta en sevdiğim kısım neresi cidden seçemiyorum. Yani bu anıları okuyup kalbim pıt pıt değil, PART! PORT! attı. Özellikle Tony!!!!, Molly!!!! ve Sadie!!!! partları beni YIKTI. YIKTI. YIKTI. Çok güzel, çok acı cümlelerle, hatıralarla doluydu. Unutamayacağım bazı cümleler ve anlar var ki resmen kafama kazındılar. Sonu için ise ben hak verdim ve anlayışla karşıladım. Güzel bir sondu. Unutamayacağım bir sondu. Yazarın detaylı anlatımında her ne kadar beni aşırı sıkan kısımları olsa da Maurice'in hikayesi, değindiği kişiler özellikle Tony, Sadie ve Molly'i unutmayacağım. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilemek isterim. Çok sevgilerimle..
Puanım: 8/10, 3.85☆/5☆