·184 syf.····Okunma: 04 Şubat 2025 12:08 Kan davaları, Arnavutlar arasında oldukça yaygınmış. Kan davalarının yaygın olmasının sebeplerinden biri de 1481 yılında yazılan Lek Dukakin Kanunuymuş . Bu kanun anane ve geleneklerin bir bileşimi. Kanun, şeref için işlenen cinayetlere herhangi bir ceza öngörmemekte. İnançlarına göre öldürülen kişinin ruhu, kan alınmadan asla dinlenmiyormuş . Katilin kanını almak, maktulün en yakın erkek akrabasına düşüyormuş. Ölen akrabasının kanını almayan kişi toplum içinden dışlanıyormuş. II. Abdülhamit döneminde kan davalarını çözmek için Musalaha-i Dem Komisyonları kurulmuş. Bu komisyon, düşman aile reislerini bir araya getirerek barıştırmakla ve katilin ödeyeceği kan bedelini saptamakla görevliymiş. Bu diyet bedeliyle kan davası tarafları barıştırılıyormuş.
Kitap, kan davalısını vuran Corg ile başlıyor. Daha sonra Corg besa (geçici barış) döneminde kan bedelini ödemek için kuzeye doğru yola çıkıyor. Bu sürede bu olayları merak edip, prense mesaj göndererek kuzeye yolculuğa çıkan yazar ve eşi de dahil oluyor kitaba. Tüm kitap boyunca kara bir hava hakim. Bu iç sıkıntısını, mutsuzluğu çok güzel hissettirmiş yazar. Gerçek olaylara dayanması açısından ilgi çekici olmakla beraber çok da beğenemedim kitabı. Daha önce yazarın ‘’Piramit’’ kitabını okumuştum daha çok sevmiştim. Farklı bir tarzda yazar okumak isteyenler için tavsiye ederim.