Gönderi

9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Daha çok yakın bir zamanda askerliğin son derece saçma olduğunu, erkek olsam bu mecburiyet baskısı nedeniyle ne yapacağımı düşündüm. İşte tam da bu mecburiyet duygusunu işlemiş Zweig. Paula, Ferdinand’ın karısı. İkisi de bu askerlik meselesinden kaçmak için İsviçre’ye geliyorlar. Zaten ilk seferinde Ferdinand çürük raporu alıyor ama savaş döneminde bu bile geçerli olmayabilir. Korkulan oluyor. Mektup geliyor ve Ferdinand askere çağrılıyor. Paula tüm acımasız sözleriyle bu duruma karşı çıksa da Ferdinand bir MECBURİYET hissediyor. Katil olmak istemiyor. Bir avuç devlet büyüğünün lafıyla ölmek ve öldürmek istemiyor. Ama bu bir avuç insana karşı tek olması da onu güçsüz hissettiriyor. Eğer ben de askere gidecek olsaydım tam olarak bunları yaşardım. Muhtemelen Paula ve Ferdinand bende tek vücut olurdu ve böyle çift kişilik yaşardım. Devletlerin bir hiç uğruna -yüzyıl olmuş 21- topla tüfekle ve kanla savaşmaları çok ama çok saçma geliyor. Zaten milliyetçi bir ruhum da olmadığı için askerlik bana son derece başkalarının karına ama yapanın zararına olan saçma bir görev gibi geliyor. Tam manasıyla askerlik benim gözümde KUKLALIK. 2. Dünya Savaşı’yla beraber askerlik mantığı da tamamen ölmüş, yersiz bir sözde görevdir. Askerliğin tamamen bir zırva olduğunu inananlara keyifli okumalar dilerim.
MecburiyetStefan Zweig · Mekika Yayınları · 202175bin okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.