Spoiler içerir.
Öncelikle, incelememde yazarın kendisine karşı herhangi bir nefret veya linç bulunmadığını belirtmek isterim. Yağmur çok güzel bir genç kız ve gerek youtube, gerekse instagram aracılığı ile gençlere okuma alışkanlığı kazandırıyor ancak bu kitap bana herkesin kitap yazmaması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Öncelikle konunun güzel olduğunu söylemeliyim, ancak pek çok mantık hatası mevcuttu. Demek istediğim, daha derin planlanması ve üzerine çok çok daha fazla düşünülmesi gereken sahneler vardı. Yazar ters köşede usta olduğunu söylüyor ancak kitapta daha önceden öngörülemeyecek hiçbir detaya rastlamadım, özellikle kitabın sonunda bu oyunlara aileler tarafından karar verilmiş olması durumu. Mektuplar dağıtıldığı anda geçen cümlelerden az çok bunu tahmin etmiştim, zira böyle "yüksek" güvenlikli bir okulda bu cinayetlerin işlenmesi ve o binbir muhafızın hiçbir şey yapmaması gerçekçi değildi. Ayrıca baş karakterimiz Irıthel'in yaptığı her şey şansa gibiydi resmen, kızın aklında olan tek şey Reika ile yer değiştirmek ve okula girmek gibiydi. Kalan her şey şans eseri gelişti. Resmen kurgu yazarın aklına geldiği an üzerine çalışmamış, sadece birkaç krallık ismi sallamış ve yazmaya başlamış gibiydi, üzerinde herhangi bir oynama veya düzeltme bile olmamış resmen. Üstüne üstlük, yazım dili ve kelime dağarcığı bu kadar kitap okuyan ve "yazarlık eğitimi" veren birine göre oldukça basit. Ayrıca değinmek istediğim başka bir nokta daha, baş erkek karakter tamamen yazılmak için yazılmıştı. Başrol kızımızla aralarında doğru düzgün bir dinamik yoktu, tamamen diğer kitaplarda olan "dışlanan, kara kaşlı kara gözlü, üstün becerilere sahip karakoyun" konusunun kopyalanmış haliydi. Bu özellikler onda olsa da bir farklılık olsun, ana karakterimiz ile ilişkisi daha derin anlatılsın isterdim, ancak en güzeli İrithel'in yalnız bir imparatoriçe olması olurdu. Ayrıca varislerin çoğu arka planda kalmıştı, baş karakterlerin bile belirli bir özelliği, tutarlı bir karar verme mekanizmaları ve düşüce akışları bile yoktu. Birkaç tane özellik araya serptirilmiş ,karakterler tamamen ona göre yazılmıştı. AYRICA kitapta en en en çok gözüme batan şey oldukça basit bir entrika ve diyaloglardı. Yani, çoğunluğunu okurken gülmeme engel olamadım. Siz koskoca krallıkların varislerisiniz ve birbirinizle böyle mi konuşuyorsunuz? Oldu olacak birbirinize direkt planlarınızı anlatın, ya da herkes zihingören falan olsun. Arkadaşlar, normal hayatta bile konuşurken sevmediğiniz insanlara bunu direkt olarak söyleyemezsiniz, aynı ortamda durmak zorunda olsanız da yapay davranışlar ve sahte bir gülümsemeyle idare edersiniz. Bu varislerin iki salise düşünmeden iki saniyede şak diye söyledikleri sözler, yok "sen benim gelecekteki kraliçemsin, böyle konuşamazsın." lafları -üstelik ilk karşılaşmada- köylü doğan başkarakterimizin soylu büyümüş varisler arasında dikkat bile çekmemesi (Bana inanın, orta sınıf insanlar ve yüksek sınıf insanlar arasında bile büyük fark olur, konuşma biçiminden bile fark eder.)
Yazılacak çok şey var, ancak bu kadarı bu akşamlık kafi. Yine de kapanışı yazarımızın henüz genç ve gelişime açık olduğunu söyleyerek yapmak istiyorum. Umarım kendini ve özellikle yazım dilini geliştirir, kurguları üzerine daha çok düşünür ve onlara zaman ayırır. Bu işer yılda 4 kitapla yürümez.
Kısacası, fantastiğe yeni başlamış bir okursanız hoşunuza gidebilir ancak yıllardır fantastik okuyan biriyseniz benim yaşadığım zorlukları yaşarsınız. Kitabın arkasında yetişkin içerik uyarısını doğru bulmuyorum, kitap küçük yaş grubuna hitap ediyor. Yetişkin bilinçli bir okur bu kitabı sevmez. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum...