Puan vermedi·100 syf.··Beğendi
· Tek partili Türkiye'de İsmet Paşa iktidarında Türk milliyetçiliğinin kırılma ve ayrışma yaşandığı bir dönemdir. Cumhuriyet'in getirdiği milliyetçiliğe anti tez olarak komünist ve sosyalist propagandanın açıktan ve gizliden hükümet içinden desteklendiği milliyetçi münevverler tarafından ortaya konur. Daha önce komünizm saikiyle yargı tarafından üniversite ve maarif içinden uzaklaştırılan kişiler yeniden bu kurumlara yerleştirilmiş hükümet içerisinden himaye edilmiş; anti milliyetçi neşriyata ve tahrifata devam etmişlerdir. Bunu dile getirenlerden biri olan Nihal Atsız tıpkı bu dava gibi Sabahattin Ali ile bir hakaret davasında karşı karşıya gelmiştir. Atsız bu davadan ceza almamış ve mahkeme günü adliye önünde Atsız'a tezahüratta bulunan milliyetçi gençler derdest edilip sorguya alınmıştır. Bu gençler tabutluk denen dar hücrelerde işkenceye maruz kalmıştır. Açılan soruşturma sonucunda mahut Irkçılık - Turancılık davası açılmış o gün ve daha sonrasında milliyetçiliğe yön verecek bir çok isim yargılanmıştır.
Ama karşıt bu iki kesim arasındaki müsademe hiç bitmeyecek karşılıklı itham ve isnatlarla devam edecektir. Üniversite ve Maarif teşkilatı içindeki proganda, himaye hususunda eleştirilerin odağı dönemin maarif vekili Hasan Ali Yücel'dir. Bir süre sonra istifa edecektir; Ulus gazetesinde muharrir olarak devam edecektir. Polemiklerden uzak kalamayacak, köşesinden Mareşal Fevzi Paşa'ya yönelttiği soruya hukuk profesörü Kenan Öner'in yine basın yoluyla cevap vermesi üzerine Yücel'in karşılık olarak hakaret davası açması ile başlayan; Türkiye'de ki ideolojik kutuplaşmanın derinleştiği sürecin bir tezahürüdür. Basit bir hakaret davasından öte 1944 Irkçılık - Turancılık davasının ikinci perdesi olacaktır. Kenan Öner bu davada karşı tarafa isnat ettiği şeyleri mekzur neşriyattan alıp sunacak ve 1944 Irkçılık - Turancılık davası sanıklarının tanıklığını isteyecektir. Başta Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş gibi milliyetçi isimler dinlenecektir. Kenan Öner iddialarının mesnetsiz olmadığını Mahkeme öncesinde ve mahkemeye sunduğu savunmasını bu kitapta toplayıp neşreder. Dava neticesinde beraat eder. Yargıtay'a taşınır dosya ama ömrü vefa etmez.
Cumhuriyet tarihinde iz bırakan bir olaydır. Hasan Ali Yücel kendi zaviyesinden yazıp yayınlamıştır. Rahmetli Uğur Mumcu'da "40'ların Cadı Kazanı" ismi eserinde yüzeysel de olsa anlatmıştır. Tek sessiz kalan taraf Kenan Öner tarafıdır. Zamanın suskunluğuna hapsolmuştur adeta. Kitaplaştırılan bu savunmayı tarihin tozlu raflarından bulup çıkaran yayınlan arkadaşımıza ayrıca teşekkür ederim