İncelemenin orijinali şurada: (dusuncedokuma.substack.com/p/mor-etekli-ka...)
312 - Uzak Doğu’nun kültürü de edebiyatı da bize epey uzak iken öte yandan okuru, meraklısı da bir o kadar fazla. Ben bunlardan biri olmasam da zaman zaman o diyarların yazarlarıyla, eserleriyle yolumuz kesişebiliyor. Bu az sayfalı romancıkla da (novella yerine pekala romancık da diyebiliriz bence) yolumuz kesişti. Ödüllü mödüllü kitapmış bir de. Ödüllü kitaplar, filmler her ne kadar beklentiyi yükseltip sonradan karşılayamama riski taşısa da ön yargısızca başladım okumaya.
Anlatıcımız Mor Etekli Kadın’ın takipçisi. Aynı mahallede yaşıyorlar ve onun hayatına dair “epey” bir detaya hakim. Daha ilk sayfalarda kendisini Mor Etekli Kadın’ın sapığı olmadığı yönünde tanıtma gayreti içerisinde olsa da yaptığı bu stalk, bu takip etmeler, bu etkileşime girme çabası içinde görünüp buna cesaret edememelerin sözcük karşılığı ne yazık ki sapıklık… Anlatıcı da kadın bu arada, Sarı Ceketli Kadın. Ve Mor Etekli Kadın’a dair duygusal/cinsel hisler beslemiyor. Onunla arkadaş olmak istediğini belirtiyor. Davranışlarına bakıldığında ise bir yandan ona öykünüyor ama Mor Etekli Kadın’ın o kadar da öykünecek bir yaşantısı yok. Kısa süreli işlerde iş buldukça çalışan, öz bakımdan noksan, insanlarla herhangi bir sosyal etkileşimde bulunmayan, oldukça yalnız bir hayatı benimsemiş birisi. Günlük rutinini aksatmıyor, aksattığı zaman da zaten hayatı yolunda gitmemekte oluyor. Stalker anlatıcımız Mor Etekli Kadın’a hem yardımcı olmak için hem de hayattaki yollarını daha fazla kesiştirme niyetinde olduğu için bir şekilde onun da kendi çalıştığı otelde işe girmesine ‘tesadüfler’ vasıtasıyla ön ayak oluyor. Sonra olaylar gelişiyor lakin anlatıcının umduğu yönde değil.
Sonrasını okursunuz zaten. Çok öyle aksiyon dolu veya okuru şaşırtmalı bir olay silsilesi anlatılmıyor zaten. Orta-alt seviye Japon insanının gündelik yaşantısına dair benim hoşuma giden detaylara bolca değinilmiş. Kitabın sonu ise bana bir başka kitabı anımsattı: Jean-Christophe Grange’ın Siyah Kan kitabını. Doğrudan olayları ve o noktaya nasıl gelindiğini anlatmayacağım lakin Siyah Kan’ı birçok kişinin çoktan okumuş olduğunu, henüz okumamış ve bu kitabı okuyan birisinin de muhtemelen hiçbir zaman okumayacağını düşünerek o kitaptan spoiler dolu bir alıntıyı buraya aktararak neden çağrışım yaptığını açıklayacağım: “Son aşama Reverdi’yi alt etmek değildi, Reverdi olmaktı.” Bu kitapta da dönüp dolaşıp hiçbir katille veya vahşetle veya kanla muhatap olmayıp benzer bir sona geliyoruz. Sarı Ceketli Kadın’ın sonu Mor Etekli Kadın’la arkadaş olmak olmuyor. Mor Etekli Kadın olmak oluyor.
Bu kitap öyle insanı dertten derde sürükleme veya tam tersine eğlendirme kaygısı gütmeyen, kısmen şaşırtıcı yönlere saptıran, hızlıca okunan ve bunu okurken insana telefonun ekranını cehennemin dibine kadar kaydırmaktan daha faydalı bir eylemde bulunduğunu hissettiren bir kitap. (Doom scrolling terimi için bence “cehennemin dibine kadar kaydırmak” güzel karşılık oldu. Ecnebiler ne de güzel argolar üretiyorlar şakkadanak diye.)
Mor Etekli KadınNatsuko Imamura · Can Yayınları · 2021601 okunma