Tarihsel gerçeklerden esinlenerek kaleme alınması, beni okumaya teşvik eden yegâne sebeplerden bir tanesi olmuştur. Her insan, kendi hayatını yaşarken hem dönemin hem de kendi coğrafyasının zorluklarından geçebilir. Bu ilk bakışta herkesin yaşadığı doğal bir süreç gibi görünebilir.
Bu yolda herkes aynı çizgide yürüyebilir ancak
“Bir kadın evlat olur, kardeş olur, eş olur, anne olur.
Evinde babası olmayan çocuğuna ‘baba’ olur da evine ekmek götürür.
Başını sokacak bir evi bile olmasa yaptığı kulübe çiçek bahçelerinden bir köşe olur.
Karşısına her ne zorluk çıkarsa çıksın, ne kötülük görürse görsün, bütün her şeyi o kocaman yufka yüreğinde yumuşatmaya çalışır ve akıllıca yol alır.”
Bir kadının ruhunu beslersen, kurak toprak akan
bir nehre dönüşür. Bir kadına hak ettiği değeri verirsen “Kendi ailesini oluşturur, yarının yetişkinleri olacak çocukları yetiştirir, kendi cumhuriyetini kurar ve en sonunda bir toplumu inşa eder.”
Yaşanan her hayatın bir görünen kısmı, bir de tarih sayfalarına sıkışıp kalmış ve ardından bir daha açılmamak üzere üstü örtülen görünmeyen hikâyeleri vardır.
Anlatım tarzı ve üslubu oldukça başarılı.
Olay ve durumların anlamsal akışı, hikâyenin bütünselliğine katkı sağlamış.
Sayfa tasarımını, başlıkların ve anlatıcıların bölümlere ayrılmasını beğendim.
Edebiyat tekniği açısından: betimlemeler, ironiler, diyaloglar, giriş-gelişme-sonuç bölümleri, geriye dönüş teknikleri son derece iyi kullanılmış.