Ophelie'yi özlemişim... Rosalinde teyzeyi, Berenilde'yi, Thorn'u, Tilki'yi, Archi'yi, Göelle'yi. İlk kitapta giriş yapılan evreni bu kitapta biraz daha tanıyoruz. Yazarı gerçekten tebrik etmek istiyorum. Her sayfa dolu doluydu ve kurgu sağlamdı. Nasıl yazdı bilmem ama bana düşünülmüş, planlanmış bir kurgu izlenimi verdi. Çevrilmesini beklediğim diğer iki kitapta da bu evreni bize güzelce tanıtmaya devam edeceğini düşünüyorum. Ve o kitaplara kadar konuyu yazılı olarak ölümsüzleştirmek için aşağıda kitabı özetleyeceğim. Belki dönüp bakıp bu incelemeye bakarsam hatırlarım olanları. Tıpkı Faruk gibi.
******************
Bu kitap için en kısa özetle Ophelie ve Thorn'un duygularını fark ettikleri, hatta Thorn'un itiraf ettiği kitap, kendi adıma da Thorn'a alıştığım kitap diyebilirim.
Kitabımız Ophelie'nin saraya götürülüp Farukla tanışmasıyla başlar. İlk kez Faruk'u birebir tanıma fırsatı buluruz okurlar olarak. Son derece uçucu adeta saniyelik bir hafızası vardır Kutup'un aile ruhunun. Bu yüzden tüm anılarını Ağ klanından bir arşivciye yazdırır. Bu arşivci her toplantısında Faruk'un yanında durur ve Faruk unuttukça anılarını kendisine gösterir. Faruk ilk görüşte Ophelie'den etkilenmemiş görünse de kitabını okuyabilme ihtimalini göz önünde bulundurarak onu sarayın ozan vekili ilan eder. Berenilde ve Rosalinde ile beraber hareme taşınırlar ve Ophelie kendini her akşam tiyatro sahnesinde Faruk'a ve tüm saraya hikayeler anlatırken bulur. Bu sırada saray fokur fokur kaynamaktadır. Bazı insanlar aniden ortadan kaybolmakta, Ophelie ise "Tanrı bu evliliği onaylamıyor" imzasıyla biten tehdit mektupları almaktadır (bu mektuplardan uzuuunca bir süre kimseye bahsetmemişti bu arada...). Ailesinin Kutup kemerine gelmek üzere yolculukta olması ise işleri daha da güçleştirmektedir. Şövalye kod adlı bir tık psikopat çocuk ise şaşırtıcı bir biçimde ekarte edildi hem de kitabın başı diyebileceğimiz kadar erken bir kısımda. Baron sağ olsun... Her an bir yerden fırlayacak diye bekledim ama fırlamadı. Acaba üçüncü kitapta görünür mü? Lütfen görünmesin. Tüm bu kaosların arasında Ophelie Tilki'yi zor bir durumdan kurtarıp yanına hizmetçi olarak alır. Hareme erkek girmesi yasakken onu nasıl aldı hala anlayamıyorum ama olsun Tilki'nin kitaba dahil olması harikaydı. Ne yazık ki bu olaylar biraz kafasını dağıtır, sahnesi kötü geçer ve görevinden alınır. Alındığı gibi de hemen saraydan uzaklaşırlar Berenilde ile ve Ophelie'nin ailesini karşılayacakları saraydan uzak otele giderler. Açıkçası buradan sonrasını hep aile üyelerinden birine bir şey olacak kaygısıyla geçirdim ama olmadı şükür. Gerçi onlara olmasa bile Ophelie'ye olan oldu ya o ayrı. Bu otel maceraları esnasında farklı klanları da gördük. Vakanüvisler ve Görünmezler. Berenilde hastanede annesinin yanına refakatçi olarak gitti, aynı hastanede güçten düşürülmüş Thorn'un annesini de gördük. Berenilde için bu kitapta daha çok bir yan karakterdi denebilir.
Yine de tüm bu saraydan kaçış çabası Ophelie için kısıtlı oldu. O saraya gitmese de saray ona geldi. "Ailenin yüce okuyucusu" unvanıyla içine Archibald'ın da eklendiği kayıpları 24 saatte bulmakla görevlendirildi. Thorn ve Baronla beraber kayıpları arasalar da bulamadılar. Buldukları tek şey birinin suçu Hildegarde Anne'ye yıkmak istediğiydi. Bu araştırmalar sırasında kum saatlerinin sistemini de daha detaylı öğrendik okurlar olarak. Thorn tüm bunlardan Ophelie'yi uzak tutmak için onunla evlenmekten vazgeçti ve defterdarlıktan istifa etti. Tam da bu sırada Ophelie'nin zihninde şimşekler yandı ve kaçırılan insanları buldu, Archibald'ı kurtarabildi. Ve suçluyu da patronuyla beraber buldu: Baron ve tanrı.
Buradan sonra işler iyice karıştı. Thorn'u yargısız infazla hapse attılar, idam edilmemeleri için Ophelie Faruk'un kitabını okumayı denedi ve karşılığında Thorn ile evlenmek istedi. Hapishanede evlendiler. Bu sırada koğuşa tanrı geldi ve düşmanlarının tanrı olduğunu anladılar. Okuma yeteneği Thorn'a geçmedi ama aynadan geçebilme yeteneği geçti ve Thorn hapiten kaçtı. Ophelie Animaya dönmek zorunda kaldı. Berenilde'nin Victoria adlı bir kızı oldu.