·168 syf.····Okunma: 09 Şubat 2025 23:04 Aşırı ön yargılı olduğum bir yazar olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ı kitap kulübümüz sayesinde okumuş oldum. Ön yargılı olma sebebim tamamen benden kaynaklı çünkü Ahmet Hamdi Tanpınar herkes tarafından anlaşılacak bir yazar değil gibi gelir bana, onu okumak anlamak her babayiğidin harcı değil. Neyseki ön yargılarımdan tamamen sıyrıldım an itibariyle. Dili, edebi yetkinliği basit değil ama odaklanınca keyif veren bir üslubu olduğunu düşünüyorum artık.
Mahur Beste'de ana karakterimiz olan Behçet Bey; yaşını başını almış bir adamdır, evin çalışanları dışında yalnızdır. Cavide isminde bir akrabasının kendi evine taşınacağı haberi ile başlanır hikaye. Kitap bölümlerden oluşuyor, haklı olarak ikinci bölüme geçerken Cavide'nin gelmesi ve olayların başlamasını bekliyor insan ama bölümler ilerledikçe geçmişe gidiyor hikaye. Bahçet Bey'i ve çevresinde var olmuş kişileri de tanımaya başlıyoruz. İki kelamla tanımaktan bahsetmiyorum ama babası, eşi, akrabaları... Hepsinin kim olduğunu, psikolojik ruh tahlillerini de öğreniyoruz. Bununla da kalmıyoruz Osmanlı'nın son dönemlerini de yer yer satır aralarında yer yer o aralardan çıkartıp geniş geniş anlatmış Tanpınar. "Mahur Beste, bitmiştir, bitmeyen bütün hikayeler gibi..." denilerek herkesin hikayesi yarıda bitiyor yani bölümlerin belli bir sonu yok. En sonki bölümde Tanpınar, Behçet Bey'e bir mektup yazarak tüm anlatılanları özetleyen bir son vererek daha önce karşılaşmadığım bir son ile tanıştırıyor beni.
Yazarın edebi diline hayran kaldım, eski dille yeni dili çok güzel harmanlamış, tek bir eseriyle yazarın musiki, zaman, saat kavramlarına düşkün olduğunu gördüm. Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi zirve eserlerini de okuyacağım inşallah çünkü ön yargı yerini hayranlığı bıraktı bende.