“Zaman savaşın ölü saatinde durmuştu sanki”
Binbir soru, yanmış beyin ve buruk bir duygu ile kapattım kapağını. Kuyuya ‘atıldığını’ anladığım iki kardeşin kuyuda maruz kaldığı uzun, çaresiz hayat mücadelesini konu alıyor kitap. Kardeşlerin öfke, intikam ve çaresizlik gibi duygularına şahitlik ederken abinin fedakarlıkları ile de kalbimiz hüzünleniyor. Her konuda halen gelişmeye çalışmaları şaşırtıyor, güçlü duruşlarına tanık olmamızı sağlıyor
Yoğun bir anne öfkesi hissettim okurken, kitap bence kesinlikle politik bir baş kaldırı kitabı ya da birilerine, onların görmediği bir yaşamın da var olduğunu gösterme çabası. Politik olduğu yargısına varanlar muhtemelen Anne’yi devlet ana olarak düşünmüşlerdir. Lakin bence kitapta ismi geçmese de devlet anne değil babadır. Zalim bir düzenin-devletin, babanın halkına yaşattığı sefalete sessiz kaldığı için Anne suçludur dolayısıyla öfke anneyedir. Fakat gerçek zalim baba yani devlettir. İsminin geçmemesi de bu sebepledir diye düşündüm.
İspanyol bir yazardan okuduğumuz bu ucu açık roman, giriş gelişme sonuç kısmını askıda bıraksa da farklı bir his bıraktı bünyemde. Ben gerçekten çok etkilendim ve bağ kurdum kitapla. Üzerinde düşünülüp araştırılıp tahlil edilse kim bilir daha neler çıkar.
Sevdiğim kitaplardan oldu 🪻