Bu metin, organize suç dünyasını ve Türkiye’deki mafya yapılanmasını ele alıyor. Mafya babalarının sürekli silahlı gezdiği ve kendilerini güvende hissetmek için kendi dünyalarını yarattıkları belirtiliyor. Geleneksel kabadayı kültürünün uyuşturucu ve fuhuş gibi kirli sektörlerden uzak durduğu, ancak 12 Eylül 1980 sonrası değişen koşullarla birlikte “Türk Mafyası”nın uluslararası suç örgütleriyle bağlantılar kurarak kendini yenilediği anlatılıyor. Suç örgütlerinin, faaliyet gösterebilmek için ülkelerin güçlü kesimlerinden destek aldığı, ancak adalet sisteminin büyük suçları görmezden gelirken küçük suçları sert bir şekilde cezalandırdığı eleştiriliyor.