Gitmek derken fiziksel bir gitmeden bahsetmiyorum. Gittiğin yerden tüm kalbinle, aklınla, ruhunla gideceksin. Öyle bir gideceksin ki geldiğinden emin olamayacak. Hayatta her zaman bir yeniden vardır. Kiminin umudu, kiminin sevgisi, kiminin de ailesi yeniden hayata bağlar. İnsan emek emek örerek inşa ettiği duvarları da yıkabilir. Ya da kendi isteğiyle gittiği kapılardan bir vedasız ayrılabilir. Hayat zaten yeterince zor. Bazı insanlar da bu hayatı iyice zorlaştırıyor. İnsan bazen öyle acılar yaşıyor ki kalbi söküp atmak, hiçbir şey hissetmemek istiyor. Geçenlerde bir arkadaşla cezaevinin önünden geçerken 'keşke şu mahkumlar gibi olsam' dediğini işittim. İnsan hayatında neler yaşamış olabilir de orada olanlara imrenir dedim kendi kendime... Herkesin bir hikayesi var. Herkesin hayatı kendine ağır. Ölüm kolay da peki ya içimizde öldürmeye çalıştıklarımız? Var olan bir bedeni yok saymaya çalışmak..? Her insan biraz hayal kırıklığı...Zaten yeteri kadar kırık varken gelen her bir insanın kırıklarımıza dahil olması? İnsan bazen cam kırıklarına basa basa yürümeyi de öğreniyormuş. Ayağına batan her bir cam parçasında biraz daha güçlenerek...Şu mübarek günler hürmetine Rabb'im gönlümüze ferahlık versin. İçimizde yanan ateşleri söndürsün. Bu kitapta tam böyle. İnsan kendine inandıktan sonra yapamayacağı, başaramayacağı hiçbir şey yok. Evrenin küçücük bir parçasıyız ama o evren bizim içimizde...