Gönderi

Hep Onun Yüzünden...
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 00:00
Tuğçe Isıyel, ilk okuduğum kitabı olan “Parçalı Bulutlu”da hayranı olduğum ve çoğu satırı ben yazmış olsaydım diye düşünerek imrendiğim hatta yalın kelimelerine aşık olduğum genç bir yazardı. Hemen arkasından aldığım “Ya Hiç Karşılaşmasaydık” kitabını da çok beğenmiştim. Yazdığı ilk kurgu denemesi olan bu kitabını da yine sevgili Ünsal’dan duyup bi’ koşu alıp bi’ solukta okudum. Daha yazının başında yalan söyleyerek başlamak hiç benim gibi dobralığıyla nam salmış bir insana yakıştı mı? Nerde bi koşu aldım? Artık gidip herhangi bir yerden kitap mı alıyoruz? Yemek başta olmak üzere bakkal, manav, kozmetik, kıyafet alışverişi yapmadığımız gibi neredeyse hediye alışverişlerimiz bile online. Bizi saatlerce süreden tasarruf ettiren bu işlerdeki kuryelere 10 dakika geç geldin diye bir de veryansın ediyoruz ya, bize yaranılmaz. Basıyoruz iki tane tuşa, istediğimiz her şey evimize kadar geliyor daha ne isteriz. Özellikle pandemiyle başlayan bu sanal alışveriş alışkanlığına ne kadar dirensem de ben de katıldım sonunda. Oysa ben görerek, dokunarak, hissederek almayı severim. Saatlerce değilse de uzun uzun kitapçıda dolanıp her kitabın içini şöyle bir karıştırır, sayfa kalitesinden, dizininden, yazı fontundan, varsa fotoğrafların baskı kalitesinden karakter tahlili yapmaya çalışırım. Hiçbir şey yapamazsam da en azından koklarım. Bana o eski kitapları kokladığımdaki hissiyatı veriyorsa geçmişe döndüğüm o kısacık anın tadını çıkarmaya çalışırım. Mutlaka arka kapaktaki alıntı cümlelere göz atarım. Yabancı dergi ya da gazetelerden; sarsıcı bir kitap, yüzyılın en etkili yazarı/kitabı notunu görürsem, macera filmlerinde kahramanın elinde aniden ısındığı için tek hamlede attığı gizemli taş muamelesi yapar ve fırlatırcasına bırakırım aldığım yere. Cicili bicili raflara koydukları çok satanlar ya da yeni çıkanlar da beni pek açmaz. Bunca yıl reklamdan hayatımı kazanıp reklama uzak durmak biraz saçma oldu farkındayım ama kitapta reklamı sevmem ben. İyi bir kitap kendini tanıtır, okutur diye düşünürüm ancak her şeyin, kendini olduğundan daha iyi satmaktan geçtiği günümüz dünyasında geri kalmış bir düşünce olduğunun da farkındayım. Neyse ne diyordum, kitabı tabi ki kendim almadım, tıkladım geldi. Zaten ince de bir kitap olduğu için bir solukta okudum. Kurmaca ilk kitabı olduğunu bilmeme rağmen önce yine denemelerden oluşan bir kitap gibi geldi ama okudukça kurguyu gördüm ve daha önce yazdığı her şeye bayıldığım gibi bu kitabını da çok beğendim. Sevgili Tuğçe Isıyel, psikiyatrist olmanın avantajını sonuna kadar kullanıp başı sonu birbiriyle son derece uyumlu, gerçekçi bir dünya yaratmış. O kadar gerçek ki, kurmaca demesine rağmen kitaptaki olayların kendi ya da bir danışanının başına geldiğine ikna ettim kendimi hemen. İşte bunlar da hep Gülseren Budayıcıoğlu’nun suçu. Ah Gülseren ah! Güzel Kızlar Camdan bakarken Kral nasıl Kaybeder, Günahın Kaç Rengi vardır bilmiyorum ancak psikiyatri etiğinin en büyük günahını… !!! Ay ben de pek bi alemim yahu?!. Kadını eleştirirken yaptığım kelime oyunlarından neredeyse bütün kitaplarını okuduğum belli oluyor. Madem yanlıştı niye okudun demezler mi adama. (O eril dili bi bırak önce; kadına olacak!) Yazana kadar iyiydi de ulusal kanallara dizi yapınca kıl olduk sanırım. Ya da bir - iki tane yapsaydı yine tamamdı da tüm kitapları yapmayaydı iyiydi. Yani, sadece aküyü alsa tamamdı da, bari arabayı bıraksaydı. Velhasıl, ülkecek zaten komplo teorilerine bayılıyoruz. Budayıcıoğlu, bizi duyduğu her hikayeyi yazan doktor klişesine öyle alıştırdı ki, aynı zamanda iyi de bir edebiyatçı olma yolunda giden bir psikolog ne yazsa mutlaka gerçekçi bi yere bağlama eğilimindeyiz onun yüzünden. Yazılarım da kendim gibi, ruh halim gibi, hatta ülkenin hali gibi değişken… Gerçi bunun için yakın yüzyılda eklektik kelimesini buldular da, dengesiz, değişik, denişik, delişmen, tuhaf, bi taaf gibi olumsuz kelimeler yerine eklektik diye tanımlayarak durumumuza entelektüel bir hava veriyoruz çok şükür. Arif’in Manchester’a attığı golü ararken ben yine nasıl buralara geldim bilmiyorum ama ruh halim fazlaca eklektik bu aralar, ondandır. İtiraf edeyim bu sefer içimi biraz kararttı ama zaten bu aralar içimiz hep İS karası, her şeye kararmaya teşne değil mi zaten?.. Şahane bir kitabı, hatta biraz depresif bulduğum bir kitabı anlatmaya başlayıp lafın bu kadar cıvıması da inanın benim yüzümden değil, hep onun yüzünden…
Benim YüzümdenTuğçe Isıyel · Everest Yayınları · 2025162 okunma
·
251 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.