Herkese Merhaba
Bugün sizlere Cihan Ada kaleminden Hanedan – Kurtların Kardeşliği kitabının yorumu ile geldim
Şubat ayının sıradaki kitabı 2024 yılı basımlı 344 sayfalık bir kitap
"Başbuğumuz Oğuz Kağan'ın (Mete Han) kurduğu nizamdan bu yana Türk'ün rüyasını, Türk ulusunun varlığını ve hürriyetini sürdürmek için ölüm sessizliğine bürünen ve bu uğurda kendini feda eden nicelerine selam olsun."
Sultan Sencer'e biat etmeyen Oğuz Birliği adı altında kurulan kanlı ittifaka karşı Harzemşahlar, Sultan Sencer'in yanındaymış gibi gözükürken kanlı ittifaka destek verdiler ve Sultan Sencer'in esir düşmesine, Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılmasına sebep oldular. Devletin yıkılmasından sonra bağımsızlığı ilan edip devlet olduğunu dile getirenler, bu topraklara barış değil kan getirmiştir.
"Asya'nın sorunu, Türk ulusunun tek ülküsü olan Turan'ı gerçekleştirmek için Türk beylerinin baş olma sevdasıdır. Bu topraklar, unutulmasın ki Gök Tanrı'nın gözü olan elbette ki biz Türklerden sorulur."
Büyük Selçuklu Devleti'nin sınırları içinde sakin bir şekilde yaşayan, her savaşta yanlarında olan Kayıların başındaki Kaya Alp'in 1158 yılının son güzünde ani ölümü yeni bir devlet kurma hayalini suya düşürmüştü fakat adaletli yaklaşımı ve zorda kalanlara sorgusuz sualsiz kucak açması ile akıllara kazınan oğlu Süleyman Şah devlet kurma ateşini tekrar alevlendirmişti. Kayılar, dirayetli ve onurlu bir şekilde, Harzemşah ile Abbasi ittifakına karşı yapılan kanlı savaşı, 1165 yılının soğuk aylarının son zamanlarında sefere çıkan Harzemşahlar'ın Nişabur Kuşatmasını ve zulümlere karşı tek başlarına savaşmışlardır. 1164 yılından itibaren Kara-Hitay Moğolları, Asya'yı kan gölüne döndürmek ve bu topraklara hükmetmek adına gizli, kirli ve kanlı ittifaklar yapmaktan asla geri durmadılar. Çin sınırından Semerkant'a kadar uzanan geniş sınırlara sahip olan Kara-Hitay ordusunun Yesu-Ka adlı acımasız bir komutanı vardı. Süleyman'ın önderliğinde Kayılar, 1178 yılına kadar birçok kez Moğollarla savaşmaktan hiçbir zaman geri kalmamışlardı.
Bu savaşta yalnız bırakan Harzemşahların ihaneti ve Abbasilerin bitmek bilmeyen sınır hattındaki kışkırtıcı saldırılarından bunalan Kayılar yabana atılacak, göz ardı edilecek bir oymak değildi. Fakat tek başına kalınmışlık Anadolu'ya göç etmelerine, yeni bir başlangıca sebep olacaktı...
1178 yılında son ayının sonlarına doğru Kayılar için göç hazırlığı başlamıştı. 1179 yılının Abrul ayında Kayılar, tam yetmiş bin kişilik çok büyük bir göçle yola koyuldular. Geniş ve düz arazinin bitmek bilmeyen ovasında, yemyeşil kırlarda devam eden yolculuğun en zor kısmı, ıssız geçitlerin ve sert rüzgarların estiği karanlık sarp dağlardı. 1181 yılının Nevruz'una birkaç gün kala sol tarafında büyük ve devasa denizin, sağ tarafında ihtişamlı dağların gölgesinde, geniş ve yeşilin bol olduğu koskoca bir vadide göç son bulmuştu.
Kurtların Kardeşliği'ne hizmet etmek için, Kayıların bir sebeple Anadolu'ya göç etmesi, Türklerin Anadolu'nun kaderini değiştirecek o gün artık çok yakındı...
Uzun zaman önce bu planlanan hizmete karşılık ise Bağdat topraklarında gizliden gizliye büyüyen bir güç vardı. 1155 yılında Alamut Kalesi'nden devletler yıkıp devletler kurma gücüne ulaşacak Haşhaşiler. Herkesin korkulu rüyası olacağı o günler ise daha da yakındı...
Karakter tahlilleri, akıcı ve sade dili, olay örgüsü, tarihi betimlemeler film izler gibiydi. Tarihi roman severler mutlaka bakmalısınız.
Yazarımızın kalemine sağlık
Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz
Okumayı ihmal etmeyin
im t u b i s ʚĭɞ