Ve 400 sayfalık karanlık resital bitti...
Eser, özellikle de son 200 sayfada bir kara deliğin içine çekti beni ve tabiri caizse, duvardan duvara vurdu vurdu durdu!
Kitaptaki tasvirler öylesine ayrıntılı ve derin ki, eserin tasvir ettiği o karanlık, kasvetli ve kudümsüz dünya, adeta bir nakış gibi ilmek ilmek ruhunuza işliyor. Hatta, eserin yarısından sonra, adeta o karanlık dünyaya hapsoluyorsunuz.
Çok az kitabı okurken bu kadar korktuğumu ve gerildiğimi hissetmiştim. Öyle ki, bazı kısımlarda nefes almakta zorlandığımı, duvarların üstüme üstüme geldiğini bilirim.
Eserin kurgusu, özellikle 2. yarısından sonra iyice tahmin edilemez bir hal alıyor. Zaten eseri yarıladığınızda ters köşeye yatıyorsunuz; 2. yarıyı bu merak hissiyle okumaya başlıyorsunuz.
Daha sonrasında ise, adeta serumla yavaş yavaş verilen bir zehir misali, şaşırtıcı, ürkütücü ve de rahatsız edici gerçekler yavaş yavaş zerk ediliyor damarlarınıza.
Özellikle de son 150 sayfada, en korkutucu sırlar, olabilecek en korkutucu ve tekinsiz üslupla sunuluyor sizlere.
Son olarak, kitabın sonuna değineyim...
Bazı yorumlarda, kitabın sonu eleştirilmiş ve "rahatsız edici" bulunmuş. Kesinlikle katılmıyorum. Kitap, tam olarak bitmesi gereken şekilde bitiyor. Kitabın sonu harikaydı kesinlikle.
Mükemmel bir korku deneyimiydi tek kelimeyle.