·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Şubat 2025 14:19 Herbert George wells 1900'lü yıllarda yaşamış ünlü bir bilim kurgu yazarıdır.Ütopya;Sorunsuz ve tüm şartların uygun hale geldigi ve tüm sistemlerin tıkır tıkır işlediği yaşanabilir bir dünyayı hayal eden bir kavramdır.Distopya ise;ütopyanın aksine teknolojinin ve bilimin inanılmaz geliştiği ve makineleştiği, insanların evrene ve her türlü kavrama hakim olduğu,ama insani değerlerin alt üst olduğu kaotik korku dolu tehditkar, her şeyini izlendiği ve kaydedildiği makine düzeninde diktatoryal bir düzeni tanımlar ve insanlığın al aşağı edildiği basitleştirildiği ve tüm değerlerin çarpıtıldığı unutulduğu bir felaket senaryosudur. işte bu kitapta yazar bizi distopik bir dünyaya götürüyor. kitaba ilk giriş yaparken Dünya dışında başka gezegenlerde hayat olabileceğini başka canlıların da yaşayabileceğini ve eninde sonunda gezegenimiz olan dünyayı kötü niyetle ziyaret edebileceklerini düşündürüyor.buna örnek olarak mars'ın da dünyaya yakın bir gezegen olduğunu ısı ışık kaynağı olduğunu ve hayat olabileceğini anlatıyor. kitapta Londra'ya marsların bir Uzay dairesi ile ziyaretini bir bakıma saldırıları ile başlayan kitap,marsliarın dünyayı işgalleriyle devam ediyor. İlk başta bu saldırılar ve işgaller dünyanın korunması adına gizli tutuluyor ama sonradan iş çığırından çıkıyor. Londra'da binlerce insan göç etmek ve marslıların saldırılarından korunmak için bir kaos senaryosu kitapta yaşatılıyor. Marsların Üstün teknolojisiyle Londra'ya ısı bu ışık silahları ile insanlar yanarak ölüyor ve marslıların havaya yaydığı zehirli gaz ile çevre zehirlenip Londra Bir nevi yok oluyor. Evrenin ve her şeyin kendisinin olduğunu zanneden Üstün teknolojisi ile övünen insanoglu,marslıların teknolojisi karşısında direnemiyorlar ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar.Kitapta bir metafor olan ısı ve ışık silahıyla kavrulan insanlar marslıların gelişiyle beraber havaya bıraktıkları kül ve toz yığınları sodom ve gomore halkı gibi londraları mahvediyor.Tabii burada marsilara direnmeden teslim olma söz konusu değil. insanlığın geliştirdiği silahlarla birkaç marslı uzay dairesi düşürülüyor ve burada insan yine gururu devreye girip acaba marslıları alt edebileceğiz mi sorusu akıllara geliyor ama marslilar Üstün teknolojileriyle dünyanın belki de o dönem en gelişmiş ülkesi gözüken İngilizleri mağlup ediyorlar.kitabın muhtemelen Londra'da geçmeside bu yüzden. gelecek medeniyet,ilim ve yaşanabilir bir dünya tasavvurunu İngilizler üzerine bina eden George wells anlatmaya çalıştığı budur. Marsliların bu teknolojisi ile baş edemeyen ingilizleri yani o dönem insanlığını kendini dinlemeye ve insanlığa faydalı olmaya çağırıyor. dünyadaki bilim ve teknolojinin insanlık namına evrilmediği, ahlakın evrensel vicdanın ve gelişmenin insanlığın ortak geleceğine hizmet etmediği sürece, yine insanlığın kendi eliyle, kendi ürettiği ilim bilimin kendini sonunu getireceğini vurguluyor.Marslılar dünyayı bir yurt bulma ve yeni gezegenler keşfetme adına dünyaya geliyorlar. Acaba marslılar burada bize ne anlatmaya gelmişlerdi?Marslıların,Üstün kibirli insan teknolojisini yendikten sonra dünyada tutunamamaları çok trajikomik bir şekilde olması bize ne mesajlar veriyor? George wells dediği gibi insanlar kendilerine bu dünyada yüce bir yaratıcıya ve hayatı anlamlandırmaya her halükarda bir ustün güce sığınacaklardı. bu güç onların hem korkusu hem sevgisi hem umudu olacaktı bu hiç bitmeyecekti.Son olarak acaba başka dünyalar ve yaşamlar var mıydı? Evren sonsuz sınırsız zaman mekan kavramları bizim düşündüğümüzün aksine daha değişik formlarda olabilir miydi?Bilimsiz bir din ya da insanlığa faydası olmayacak ahlak özverinin ve gelecek adına ortak bir yaşam ideali olmayan bir bilim tüm insandan faydası olmayan bilim ne ifade ediyordu? Son olarak dünya ve evren bir gün yok olacaktı ve bu kıyamet apokalips kıyamet kehaneti hangi hamleyle ve hangi yolla gerçekleşecekti? tanrının bu hamlesine karşılık insanlık buna karşı bir şey yapabilir miydi?