Puan vermedi·129 syf.····Okunma: 12 Şubat 2025 23:20 Bu kitaba ve alıntılarına her yerde çok sık rastlıyordum. Alıntıları çok hoşuma gidince, storytelden hem dinledim hem de e-kitap olarak okudum. Aylin Balboa'nın okuduğum ilk eseriydi ve kesinlikle diğer eserlerine de şans vermeye karar verdim.
Hikâye, bir kadının sevdiceği Osman ile ayrılmasından sonra ona yazdığı mektuplardan oluşuyor. İlk başta okurken/dinlerken "şimdi ergen bir ayrılık hikâyesi mi okuyacağım acaba?" diye bir önyargı ile başladım kitaba fakat öyle olmadığını gördüm okudukça.
Kitap, kadın karakterin ağzından anlatılıyor. Bir kadının sevdiceği - sevgili ifadesini hiç sevmediğim için bu kelimeyi kullanıyorum, çok daha güzel ve anlamlı. - ile ayrıldıktan sonraki yas sürecini, kendine yabancılaşmasını, toplumu ve kendini sorgulamasını, iyileşme sürecini, kendini yeniden bulması ve keşfetmesini, kendini seçmeyi öğrenmesini; üzücü, yıkıcı duygularını mizahla harmanlamasını ve Osman'a vedâ ederken kendine de vedâ etmesini konu alıyor.
Bu hikâye sadece bir ayrılık hikâyesi değil. Çok katmanlı bir hikâye.
Okurken herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir eser.
Benim hiç ayrılık hikâyem olmadı fakat buna rağmen kendimden çok şey bularak okudum. Yollarımın ayrıldığı, koptuğumuz insanları düşündüm okurken. Tanıdıklar, akraba, dostlar... En zoru dostlarla yolların ayrılması. Tıpkı hikâyedeki kadının Osman'a vedâsı gibiydi bu insanlara vedâm. Hem buruk hem mutlu, "hayatımın belli döneminde olan güzel bir insandı" duygusu bâkî kaldı. Bazen insanlar hayatımızdan çıkar, yollarımız ayrılır o insanlarla ve aslında çıkmalılar da. Hepimizin birbirimizin hayatında bir rolü var. Ve kimileri hayatımızda mevsimlik kimileri ömürlüktür.
Bunu kabullenebilmek çok ciddi bir iyileşme ve olgunluk göstergesidir. Bunu romantik anlamda ayrılık olarak da düşünebiliriz. Biriyle ayrıldığımızda o zaman ki bize de vedâ ederiz. Yas sürecine gireriz. Yas, sadece birinin ölümü değildir.
Kendi öznel yorumlarından sonra gelelim hikâyeyle ilgili yorumlarıma. :)
Aylin Balboa'nın kalemini çok sevdim. Cümleleri, kullandığı kelimeleri ve hikâyedeki tekniklerinden; donanımlı, kültürlü, yazın alanındaki birçok şeye hâkim olduğu anlaşılıyor. Belli bir olay yoktu eserde. Kadının Osmana mektuplarında; Osman'a duyguları, Osman'la dertleşmesini, sohbet etmesini ve bunları yazarken kendini yeniden bulmasını, iyileşmesini anlatıyor. Bunları anlatırken ise oldukça yalın, zekice yazılmış, akıcı bir dille kaleme alıyor yazar. Ayrılığı, olumsuz duygu ve düşünceleri yer yer mizahla ele alıyor. Bu şekilde de hayatın gülmeden çekilmeyeceğini eserde vurguluyor. Acısına gülen, bunu mizahla harmanlayan insanları gerçekten çok severim. Herkesin yapamayacağı bir şeydir. Aynı zamanda insanın acısının hafiflemesine de yardımcı olur.
Çok derin ve katmanlı bir eser. Toplumsal ve kişisel sorgulamalar da insanı düşünmeye sevk ediyor. Cümleler, kullanılan kelimeler derin ve anlamlı. Gerçekten de salt ayrılık hikâyesi değil. Bir kadının/insanın kendini seçmesini, iyileşmesini, topluma uyum sağlayamamasını, yas sürecini, toplumsal sorunları, kimlik sorunlarını, kendine yabancılaşmayı çok güzel, mizahî ve derin bir dille anlatan bir hikâye.
Son olarak değinmek istediğim bir nokta daha var. Bu kitapla ilgili incelemeleri okuduğumda özellikle herkes Osman'a nefret kusmuş. Fakat ben Osman'dan nefret etmedim okurken hatta kötü biri olduğunu da düşünmedim. Ayrılıklarda illa ki bir taraf kötü olmak zorunda değildir. Her iki taraf çok iyi de olsalar birbirlerine uygun olmadıkları için de yürümez bazen. Bu sadece romantik anlamda değil, dostluk ilişkilerinde de böyledir. Ayrı ayrı çok iyi insanlardır. Belki birbirlerine bir aradayken kötülükleri de dokunmamıştır fakat birbirlerine iyi gelmezler insanlar bazen. Kötü oldukları için değildir, birbirlerine göre olmadıkları, beklentileri, istek ve ihtiyaçları farklı oldukları içindir, uyuşmazlar. Bu ikisini de kötü yapmaz. Sadece birbirlerine göre değillerdir, birbirlerine iyi gelmeyen iki insan olarak yorumladım kadın karakteri - adını bilmiyoruz - ve Osman'ı. Bu yüzden Osman'ı hiç kötülemedim. Ve eserde de geçtiği üzre Osman 'da kadını seviyor, ayrılık onu da epey perîşân ediyor. O yüzden Osman' ı da anladım ben. Okumanın böyle güzel bir tarafı var. Hikâye, kadının ağzından anlatılsa da hikâyesini dinlemediğimiz bir Osman var neticede ve onu da anlayabiliyoruz. Okumak gerçekten empati gücünü yükselten bir şey. Osman'ı çok kötüleyen ve ona nefret kusanlar belki bu hikâyeyi kadının ağzından değil de Osman'ın ağzından dinleseler o zaman da Osman 'ı anlayıp kadına nefret kusacaklardı belki. Osman belki cidden kötüdür, kadını epey üzmüştür bilemiyorum fakat ben böyle yorumladım okurken. İki iyi ama birbirlerine iyi gelmeyen insanlar...
Çok severek okudum/dinledim. Altı çizilecek, tekrar tekrar okunacak çok cümle vardı. Kısa olmasına rağmen yoğun bir eserdi. Çok hayatın içindendi. Çok bizdendi. Tekrar okumayı düşündüğüm bir eser oldu.
İyi okumalar dilerim.