Bu kitabı benim hayatımda gerçekten yeri çok farklı olan bir kişi hediye etti bana, tereddütlüydü bense ısrarcı. Tereddütünün sebebini sayfaları çevirdikçe anladım yavaş yavaş… Bazen gitmedi bazen akmadı bazen hiç beğenmedim bu kitabı. En başında acemilik koktu burnuma devrik cümlelerle yorucu tekrarlarla bir yere bağlanmayacağını ve aynı olayların periyodik olarak farklı mekanlarda can bulduğunu hissettim. Belki de yazarın ilk kitabı bu olduğu için bir ön yargıyla başlamıştım bilemiyorum. İnsan psikolojisini okumayı seven birisi olarak bu kadar gaddarca ve korkutucu düşüncelerin açık açık bana sunulması içimde bir rahatsızlık hissiyatı yarattı. Sayfaları bazen çevirmekte çok zorlandım, bırakmalı mıyım dedim sonrasında bu hediyeye saygısızlık olur düşüncesiyle bırakamadım. Sonu güzel yere bağlanıyor gibi gelse de hala içimde bazı şeylerin nedenleri tatmine ulaşmadı. Kafamda farklı senaryolarda hala o soruların cevaplarını arıyorum belki de çoğu yazarın aksine açık uçlu geçmişler ve sorular bırakmasıdır Hakan Günday’ı farklı kılan. Başından beri hep Kinyas’a sempati duydum, Kayra’dan iliklerime kadar nefret ettim. Belki de Kayra’nın yaptıkları günümüz toplumunda geldiğimiz son noktanın korkutucu gerçekliğini yansıttığı için beni rahatsız etmişti bilemiyorum. Hala neden kafamda bir karakterle çatıştığım konusunda soru işaretlerim var. Kinyas ise kendini bana ne yaparsa yapsın sevdirdi, içindeki daha insancıl olan tarafıyla bazen yokuş aşağı sürüklenmeyle bile en yukarılara tırmanabilecek gücü bulmak konusunda motive edici bir karakterdi. Genel olarak kitap uçuktu, saf kötülükle başladı. Bu kadar kötü olunmaz dedirtti, bir sebebi yok dedirtti, sonu biraz daha farklı bir yere bağlansa da 2. ve 3. kitap kısmına geçildiğinde zaten az buçuk bu karakterlerin hayatları nasıl devam edeceğinin ve sonunda nereye bağlanacağının kokusu geliyordu. Daha farklı sonlar, karşılaşmalar, duygusal çarpışmalar, hissiyatların taşması gibi çok daha klasik roman sonları beklerken bu son da bana yazar imzasını hissettirdi. Farklı bir deneyimdi bedenin yaşarken de ölünebileceğini, insanın doğumunu görebileceğini anlatan ilginç bir kitaptı. Her insana tavsiye edilebilecek bir kıvamda mıydı bilemiyorum ama akıcı yerleri ve hissettirdiği duygular hakkında şans verilebilir bir kitaptı.