·792 syf.····Okunma: 17 Şubat 2025 22:05 Çok fazla olay, çok fazla duygu ve çok fazla karakter okumak istiyorsanız evet işte doğru yerdesiniz.
Serinin üçüncü kitabıyla beraber uzun bir tatile başlıyoruz. Malum 4. Kitabın ne zaman çıkacağı muallakta ve 2 yıldan önce çıkması da beklenmiyor. Eh belki de bu gerçekten 1. kitaba yaraşır güzellikte bir devam kitabı yazılması için yeterli bir süredir. Zira iki kitaptır ‘geçiş kitabı’ okumaktan biraz sıkıldık.
Önceki kitaptan dersimi aldığım için bu kitapta her 100 sayfada bir özet not çıkardım. En azından 2 yıl sonra çaresiz hissetmeyeceğimi umuyorum…
Öncelikle sevmediğim kısımlardan bahsedecek olursak;
Kitap genel konudan ve ana olaylardan sapmadan çok daha farklı bir şekilde yazılabilirdi. Sürekli bir olayın içindeyiz evet adrenalin hep tavanda AMA bu adrenalinin bir sürekliliği yoktu. Biz bir anda çok aksiyonlu, karman çorman bir olayın içindeyken 2 sayfa sonra bu aksiyonun 2 katı uzunlukta bir dinginlik okuyoruz. Bu kısımlar beni çok sıktı. Öyle ki sırf böyle bir sahnede kaldım diye bir süre okumadım kitabı yalan yok.
Kitap bizi 4. ya da kötü ihtimalle 5. kitaba hazırlayan bir geçiş-hazırlık kitabı modunda yazılmıştı. Ancak şöyle bir sorun var ki biraz yetersizdi. Gerekli bilgiler küçük ipuçlarıyla verilmişti ama her bilginin yerini yeni bir soru işareti alıyordu. 1. Kitaptan bu yana merak ettiğimiz şeyleri azar azar öğrenip yerine bambaşka sorularla karşılaştık. Bu kadar uzun yazılıp bomboş sahneler ekleneceğine keşke biraz daha bilgi yüklü sahneler dahil edilseydi diye düşünüyorum.
Kitabın editinde mi, çevirisinde mi sorun vardı yoksa ben mi kötü bir zamanda okudum bilmiyorum. Bazı yerleri anlamakta çok zorlandım. Bazı yerleri anlamadım bile okudum geçtim. Ayrıca Violet yazımına gelen ekler bazı yerlerde “Violet’in” şeklindeyken bazı yerlerde “Violet’ın” şeklinde yazılmıştı. Biz bu ismi ‘violet’ diye mi okuyacağız yoksa ‘vaylıt’ diye mi???
Sevdiğim kısımlara bakacak olursak;
Bu kadar kötü özellikten sonra kitaba bayıldım diyemem tabi ama dürüst olmak gerekirse ben bu kitabı 2. kitaptan daha çok sevdim. Evet bu kitapta daha çok sıkıldım daha çok ofladım pufladım ama aksiyon dolu sahnelerinde de Demir Alev’e göre çok daha coştum ve keyif aldım. Bu kitapta çok daha fazla bilgi olduğunu düşünüyorum ki maalesef bu seride en çok yokluğunu çektiğim şey Rebecca’nın bize gıdım gıdım verdiği bilgiler. Nihayet pek çok şey hakkında az da olsa bir fikir sahibiyiz ve bunları öğrenmek bana çok keyif verdi.
Bu kitap bir slow burn kitabı bunu biliyoruz. Ama sadece romantik ilişkiler bazında değil tüm süreçleriyle böyle. Rebecca her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp tüm süreci sindirerek yazıyor. Serinin en sevdiğim (ve en çok şikayet ettiğim) yönlerinden biri bu olabilir. Bir de tabii ki şu var; eğer kitapta bir ayrıntı verilmişse mutlaka karşımıza büyük bir olay olarak gelecektir. Verilen hiçbir ayrıntının yüzeysel bırakıldığını düşünmüyorum. Bu kitapta çıkmadıysa bile bir sonraki kitapta mutlaka çıkacağını düşünüyorum.
Nedendir bilmem bu kitapta Vi ve Xaden ilişkisini o kadar önemsemedim. Genellikle istediğim gibi gitti bu ilişki. Birbirlerine olan güveni ve bağlılıklarını çok seviyorum ama bazı yerlerde şekerli parfüm etkisi bıraktı bende… Sanırım bu kitapta benim de yazar gibi asıl odaklandığım kısım ilişkiler değil gizemleri ve sırları.
Minik SPOİLERLI bir bakış atmak istersek;
Kitap çok uzatılmıştı. Sürekli bir adaya-savaş meydanına-cepheye git-gel karmaşası, yolda geçen lüzumsuz saatler, çok sıradan bir olayın içinde geçen gereksiz sohbetler vs. çok uzatılmıştı. Ve açıkçası bu ‘dinginlik’ dediğim diplomasi-siyasi-araştırma sayfaları beni çok bunalttı. Araştırıyoruz araştırıyoruz ama hiçbir sonuca ulaşamıyoruz. Okey tanrıları öğrendik özümsedik de keşke biraz daha basit yollu bir şey olsaydı.
Bir de sürekli Violet’i ön plana çıkarma çabası… evet kızımızı diplomasiye, önderliğe hazırlıyoruz da bu kadar da göze sokmasa mıydık acaba?
Kitabın ortalarından itibaren bir evlilik olayı bekliyordum ben. Hatta çok fazla varis lafı geçtiği için Violet’in hamile kalmasını da bekledim. Hala da bekliyorum.
Kitapta en etkilendiğim kısım muhtemelen Andarna’nın gidişi oldu… hatta bilerek tribe girmek için Cornfield Chase dinleyerek baştan okudum sayfaları…
Kafamda çok fazla soru işareti kaldı.
Koruma taşında etkisiz hale getirilen diğer rün neydi?
Vi’nin saçları ve beden zayıflığı hala muallakta.
Vi Dunne Adası’nda güç kullandı mı?
Xaden düşünceleri-anıları okuyor mu yoksa bunu aktaran Violet mi?
Aslında daha anlatmak istediğim çok şey var ama zaten çok fazla uzadığı için geri kalanını kendime saklayacağım sanırım.