Bazen bir kitap sadece satır aralarında değil ruhumuzun en derin köşelerinde iz bırakır. Bu eser tam da böyle bir kitap. Aşk, özlem, pişmanlık ve ihanet gibi duygular yazarın kalemiyle öylesine samimi ve içten bir şekilde işlenmiş ki okurken kendi yaşanmışlıklarınızı sorguluyorsunuz.
Günümüzde duygusal temalar üzerine yazılan pek çok eser bulmak mümkün ancak bu kitap klişelerden uzak gerçek duyguların izini süren bir anlatıma sahip. Yazarın bireysel deneyimlerden beslenen dili okuyucuya doğrudan hitap ediyor ve onu satırların arasına çekiyor.
Eğer iç dünyanızla baş başa kalacağınız biraz hüzünlü ama bir o kadar da düşündürücü bir kitap arıyorsanız bu kitabı okumanızı öneririm.