İnanın bu kitabı nasıl anlatacağımı bilemiyorum, ben yeterince iyi anlatamayacağım gibi çünkü ne desem az kalır. Dilim döndüğünce bir şeyler anlatayım.
İkinci Dünya Savaşı arifesinde Amerika'da bir gettoda yaşayan Pecola, "çirkin" ve siyahi bir kız çocuğudur. Toplumun farklı kesimleri tarafından dışlanan ve aşağılanan Pecola, kendisine karşı bu tutumun değişmesi için gözlerinin beyazlarınki gibi mavi olmasını ister. Oysa mahallenin dillendirmeksizin kabullendiği acılar konusunda yürüttüğü suç ortaklığı, herkesin kalbinde taşıdığı nefrete ayna tutan Pecola'nın trajedisine dönüşür. Konu böyle, gelelim benim yorumuma.
Toplumun, çoğunluktan farklı olanı acımasızca dışlaması, aşağılaması, ırkçılık yapması maalesef ki insanoğlunun en büyük problemi bence. İnsanların kendisini diğerinden farklı görme ve gösterme çabası maalesef ki çoğu zaman yıkımla sonuçlanıyor.
Bir çocuğun anlam dâhi veremediği bu dışlanma onun hayatını nasıl etkiliyor, onun ve onun gibilerinin yaşamını nasıl karartıyor işte bu kitap bunun örneği. Canım çok sıkılarak okudum, beni aşırı derecede rahatsız etti, bu söz ettiğim rahatsızlık insanların ne denli kötü olabileceğini bir kez daha anlamış olmanın yarattığı rahatsızlık. Yani ne diyebilirim ki, keşke hiçbir çocuk bu anlamsız ötekileştirmeleri yaşamasa. Keşke hiçbir insan bu tutumlara maruz kalmasa. Ah ahhh. Valla hayat zorbalık yapanlara ne kolay, zorbaladıkları insanların nasıl da yok olup gittiklerini hiç ve hiç umursamıyorlar. Bir takım kötülükler yapıyorlar ve geride bıraktıkları enkaz onları hiç düşündürmüyor, etkilemiyor. Ne bileyim bunlar nasıl insanlar anlayamıyorum, keza bu çocukların başına gelenlere, siyahi insanların çektikleri ve maalesef varoluş mücadelesi vermelerine sebep olan şartları yaratanlar da insan, onlar da herkes gibi, nedir bu ırkçılık yahu? Nedir?
Herkesin okumasını umduğum bu kitap, beni çok etkiledi, keşke hayat, dünya daha da yaşanılabilir bir yer olabilse. Keza hiç de sanmıyorum çünkü insanlığa olan inancımı çoktan yitirdim ben.
En Mavi GözToni Morrison