Sözlerime bu incelemenin sohbet şeklinde ilerlediğini yazarak başlamak istiyorum.
Özet
Pavel var, onun anası var bi’ de. İşte bu Pavel’in anası, köyün bağrından gelen Muhterem Nilovna Hanımefendi, daha genç yaşta evlendiriliyor. Kaderine razı geliyor, çünkü pek de başka şansı yok. Baba evinde yüzü gülmemiş zaten, evlenince de değişen bir şey olmuyor kadıncağızın. Kocası içkicinin, zorbanın teki. Her fırsatta dövüyor, onu bildiğin köle gibi kullanıyor. Ama neyse ki adam bir noktada ölüyor da Nilovna biraz nefes alıyor. Geride biricik oğlu Pavel kalıyor.
Şimdi, normalde böyle durumlarda evin direği Pavel olacak ya… Başta pek de sağlam duramıyor. Babası gibi içkiye meyilli gibi görünüyor. Nilovna içten içe üzülüyor ama sonra fark ediyor ki Pavel başka bir kafaya girmiş. Sabahlara kadar kitap okuyor, eve bir sürü entelektüel tip getirip Nilovna’nın tek kelimesini bile anlamadığı şeyler tartışıyor. Devrimden, halktan, adaletten bahsediyorlar. Nilovna önce oğlunun bu işlere bulaşmasını hiç hoş karşılamıyor. Ne bileyim, gidip orada burada sürtse bile daha iyi diye düşünmüyor değil. Ama zaman geçtikçe eve gelen giden eksik olmuyor, devrim ateşi bu küçük evde iyice harlanıyor.
Nilovna da bu ortamın içinde buluyor kendini. Önce sadece misafirlerine çay demleyen bir ev sahibi gibi takılıyor. Ama bir süre sonra ister istemez kulak kabartıyor, dinledikçe de ilgisi artıyor. Anlamaya çalışıyor, hatta giderek bu konuşmaların içinde kendi yerini buluyor. Ve bir noktada, sadece izleyici olmaktan çıkıp cesur adımlar atıp dava yolunda ilerliyor. İşte, romanın asıl hikâyesi de tam burada başlıyor…
Özeti de burada kesiyorum ki heyecanınız artsın, okumaya istek duyanlar olur belki. Hem spoiler verip de insanların okumasına mani olmak istemiyorum.
***
Kitap devrimde kadınların da çok önemli bir rol üstlenebileceğini anlatıyor, tema bu. Yazıldığı koşullara bakarsak da çok akıllıca yazılmış. Ziyadesiyle etkileyici. O zamanda Rus bir sosyalist olsaydım bu kitaptan yardım alarak atardım nutuklarımı. Her sayfada altını çizecek bir yer buluyorsunuz. Öyle ki ben bu kitapta ayraç yerine kalemimi kullandım. O kalemi sürekli yanımda tuttum. Herhalde en çok altını çizdiğim satır bu kitaptadır. Kitabı da biraz hırpaladım. Normalde huyum değildir, bir sayfasının dahi bükülmesine gönlüm razı gelmez ama bu kitapta bir değişikliğe gidip kitapla resmen kavga ettim. Sayfaların kenarları, baştaki boş sayfalara falan bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Ama ben size bir şey söyleyeyim; abi böyle biraz çize çize okuyunca gerçekten doyduğumu hissettim. Yok abi, böyle düşünsel kitaplarda bunu yapmak lazımmış ya!
Yani ben size ne diyeyim, edinip hemen okuyun. Biliyorum her incelemeye böyle yazıyorum, artık adetten oldu. En azından bugün bazı şeylere biraz daha farklı bakmanızı sağlayacak. Türkiye'deki en az bir konu hakkında daha eleştirel bakabileceksiniz. Ben Türkiye'den çok fazla iz buldum nitekim. Derste okurken ben bu kitabı Almanca öğretmenim "Bu kitabı okuyunca daha çok eleştireceksin." demişti. Haklı. Siz de huzursuz olmak istiyorsanız okuyun.
Altada bulduğum PDF linkini ekleyeceğim. Okuyan olursa birilerine yardımımız dokunmuş olur.
Maksim Gorki - Ana (PDF) anadolusanat.org/roman/ana.pdf
AnaMaksim Gorki · Zeplin Kitap · 201934,4bin okunma