·200 syf.····Okunma: 13 Şubat 2025 00:00 Yahu, medeni bir ülke burası!" diye karşı çıktım. "Erkekler de olmalı."
.
.
İlksöz: Kadınlar var.
Üç erkek, mürettebat olarak bulundukları gemi yolculuğunda öğrenip merak ettikleri bölgeye birkaç yıl sonra kendi imkanları ile gelirler. Gerçekliği bilinmeyen ama hep konuşulan Kadınlar Ülkesi'dir hedefleri, sadece kadınların olduğu bir ülke. Yolculuk boyunca bunu akıllarında oturtamasalar da zorlu yolculuk sonrası söylentilerin doğru olduğunu görürler; Kadınlar kendilerine bir ülke yaratmışlardır erkeklerden arınmış.
Üç erkeğin üç farklı erkek tipini yansıttığı hikâye içlerinden birinin aktarımları şeklinde ilerler. Bir taraftan kadınların kurduğu bu düzeni ve düzenin işleyişini anlamaya çalışırlar bir taraftan da geldikleri erkek egemen dünya ile kıyaslamalar yaparlar.
Bazı eserler zamandan ve mekandan bağımsız iken bu eseri zamanı ve mekanı ile değerlendirmek gerek. Eserin yayınlandığı 1915 yılı eşitlikçi kadın hareketinin özellikle Kıta Avrupası'ndan önce ABD'de ilk ayak seslerinin duyulduğu yıllar. Yazar Gilman da bu hareketin öncülerinden. Doğal olarak eserini oluştururken de sahip olduğu fikri yansıtıyor. Yıllar önce yazılan Thomas More'un Utopia'sını kendisine baz alıp More'un bulduğu ideal ülkeyi kendi kurgusunda sadece kadınlardan oluşan Kadınlar Ülkesi'ne çeviriyor. Yaşadığı erkek egemen dünyanın yanlışlarını, kusurlarını ortaya koyup göz ardı edilen hatta yok sayılan kadınların neler yapabileceğini, farklı bir dünya yaratabileceğini göstermeye çalışıyor. Tüm bu çaba, dönemi ve dönemdeki kadını düşündüğümüzde takdir edilesi. Karşılaştırmalardaki bazı tespitler çok değerli. Ama hem edebi hem de felsefi arayışlar içine girdiğimizde maalesef eserin eksikleri ortaya çıkıyor. Kurgudaki ve konunun aktarımındaki sıkıntı edebi açıdan sorunlu. Kadınların kurduğu düzenin erkeklerin egemen olduğu düzenden daha iyi olduğu sürekli farklı konularla işlense de bu düzenin nasıl bu kadar iyi olduğunu açıklamak konusunda eksiklikler görünüyor. Okurken aklınıza hep More'un Utopia'sı ve onun ardındaki sağlam felsefe geldiğinden Kadınlar Ülkesi okumasında da hep doyurucu açıklamalar arıyorsunuz.
.
Dediğim gibi yazıldığı dönemi ve yazılma amacını düşünmek gerekli değendirirken. Sanki mesaj kaygısını biraz geri itse ve sağlam açıklamalarla desteklendeydi sayılı eserlerden bir olurdu aynı Utopia gibi. Ama yine de ilk feminist eserlerden olması nedeniyle okumaya değer. Yazarın feminist üçlemesi diyebileceğimiz benzer konudaki üç kitabı sırası ile Dağı Yerinden Oynatmak, Kadınlar Ülkesi ve Bizim Ülkemiz. Diğer kitapların içeriklerine baktığımda, Kadınlar Ülkesi'nin bitimindeki kurgunun Bizim Ülkemiz'de devam ettiğini fark ettim. Yani iki kitap birbiri ile doğrudan ilişkili. İlk kitap denilen Dağı Yerinden Oynatmak da sanki daha bu dünyadan ve gerçekçi bir feminist kitabı gibi geldi bana. Dediğim gibi sadece içeriklerden çıkardıklarım. Bir de okuma sırasında kitap dostlarından gelen öneriler doğrultusunda yazarın Sarı Duvar Kağıdı kitabını da ileteyim.
.
Tüm yazılanlardan beni Nick gibi görüp ataerkil kadın düşmanı sananlara üzülürüm. Benim ütopyam ne günümüzün "erkek düşmanı" boyutuna getirilmeye çalışılan feminizm ne de kadını yok sayan ataerkil bir düzen. Benim ütopyam insanı gerçekten insan gibi gören, onun niteliklerini cinsiyetinden bağımsız değerlendirebilen eşitlikçi bir düzen. Sağlıcakla. Kitapla.
.
.
.
Sonsöz:
Küçük hesaplar peşinde koşan kadınlar görecegımızı sanıyorduk ama öyle bir toplumsal bilinçlilik bulmuştuk ki bunun yanında bizim milletlerimiz didişip duran şapşal çocuklar gibi kalırdı.
Kıskançlık bulacağımızı sanıyorduk ama uçsuz bucaksız bir kız kardeş sevgisi ve tarafsız, önyargısız bir zekayla karşılaşmıştık ki bizde bir benzerini bulamazdınız.
Histeriyle karşılaşacağımızı sanıyorduk; sağlıklı ve zinde insanlarla, sakin, soğukkanlı bir mizaçla karşılaşmıştık,
.
.
.