·368 syf.····Okunma: 24 Şubat 2025 01:58 Şiş gözlerimle ve ağrıyan başımla sadece bu kitabı çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Savaş ve yitirilen milyonlarca hayattan sadece birine şahitlik ettim 368 sayfa boyunca. Sora'nın erkek kardeşi youngsoo için her şeyi göze alırken aslında kendisinin de çocuk olduğunu unutması çok üzücüydü. Youngsoo ise ayrı bir hayal kırıklığı benim için. Okyanuslarda hiç balık tutamamış olması ve hiçbir zaman da tutamayacak olmasının yaşattığı kalp kırıklığının önüne geçemiyorum. Savaşın insanlardan hayallerini ve hayatlarını çalmasından nefret ediyorum. Sora'nın büyürken Youngsoo'nun her zaman dokuz yaşında kalacak olmasından da nefret ediyorum.
Sora'ya ne kadar üzüldüysem, Youngsoo'yu da o kadar sevdim. Annesinin inanılmaz baskılarına rağmen her zaman ablasına destek olması ve bunu son anında bile göstermiş olması ablasını ne kadar sevdiğini gösterdi bana. Annesinden ise nefret ettim. Dönemin şartlarını, yetiştirilme tarzını ya da kendince kızının iyiliğini düşünüyor olması empati yapmamı sağladı fakat onu asla haklı buldurmadı. Hiçbir anne evladına keşke ben ölseydim bu kadar üzülmezdin dedirtmemeliydi. Sonlara doğru araları düzeldi fakat Sora'nın da dediği gibi içindene hep acaba annemin dedikleri doğru mu? düşüncesi geçecektir eminim ki. Kızında silinmeyen yaralar oluşturdu. Hatta kendisi yüzünden kardeşlerine bile cephe almasını sağladı.
Kitabın sonunda ilerde ne olacağından bahsetmiyor fakat ben Sora'nın çok istediği özgürlüğe kavuştuğuna inanıyorum. Okuduğum en güçlü kişiydi ve eminim ki Youngsoo çok güvendiği ve sevdiği ablasıyla gurur duyuyordur.