Her eserinde ayrı bir tat aldığım Balzac, beni bu sefer de yanıltmadı ve bu eseri Pierette ile beni yer yer öfkeye yer yer de hüzne boğmayı başardı. Eser, öksüz bir kız olan Pierette'in, oldukça uzun bir soy ağacı betimlemesinin ardından, akrabaları olan, her türlü olumsuz duygunun yer edindiği Rogronlar'ın himayesinde başından geçenlerin anlatıldığı, dönemin toplumunun sosyal yapısı, politikası, adalet sisteminin oldukça detaylı betimlendiği bir eser. Eserin başlangıcı oldukça sıkıcı olsa da ortalara doğru hikayeye kapılmamak elde değil. Eserin son yetmiş sayfasını bir solukta okudum ve belki yazar kötüleri cezalandırmıştır diye büyük bir beklentiye kapıldım ama beklentim bu yönde karşılanmadı. Gerçek hayatta olduğu gibi siyaset uğruna suçlular cezasız kalıp, hayatlarına devam ettiler... Olan her zaman ki gibi masum gencecik hayat dolu bir kıza oldu... Bu beni oldukça kızdırsa da, gerçek hayatta aynısı olmasa da benzerlerine birçok kez maruz kaldığımızı hatırlayıp, eserin gerçekçiliğinden ötürü yazarı tebrik etmekten başka elimden bir şey gelmedi. Eser, zulüm gören öksüz bir kızın hikayesi gibi basit bir temaya sahip olsa da, mekandan kıyafetlere, dönemin ahlak anlayışına kadar birçok detayla zenginleşiyor. Beklediğim mutlu son olmasa da, bildiğim bir sonla karşılaştığım için sevip sevmediğime karar veremediğim okuduğuma memnun olduğum bir eser oldu. Keyifli okumalar... Pierrette