Kendini ve insan psikolojisini tanımaya çalışan kişinin olaylara bakış açısı değişir ve hayatı anlamlandırması kolaylaşır. İşte bu kitap kişileri ve davranışları anlamlandırmayı, geçmişin yüklerinden kurtulup olaylara sebep sonuç bağlamında bakabilmeyi bizlere öğreten efsane bir örnek.
Yazar, geçmişin izlerini taşıyanlara sesleniyor; yaşanmışlıklardan kaçmak yerine onlarla yüzleşmenin, kendimizi anlamanın ve kabul etmenin, iyileşme yolculuğunda ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Her bir sayfa, bir terapi seansı gibi
Kitabı okurken fark ediyorsunuz ki aslında ne düşündüğünüzden ne hissettiğinizden ne de geçmişte yaşadıklarınızdan tamamen siz sorumlusunuz.
En büyük dönüşüm, kendinizi affettiğiniz an başlar. Bu kitap, bu affetme yolculuğunun mihenk taşı. Acılarınızla barışmayı, yaralarınıza dokunmayı ve nihayetinde kendinizi sevmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Yazar, samimi dili ve yaşamdan örnekleriyle okuyucunun yüreğine dokunuyor, ama bunu bir terapist edasıyla değil, bir dost sıcaklığıyla yapıyor.
Sonunda, kitap bir soru bırakıyor zihninizde: "Eğer bu hayatı yüklerimden kurtularak yaşamaya cesaret etsem, nasıl bir ben olurdum?" Ve cevabı da fısıldıyor: Daha özgür, daha güçlü ve daha gerçek bir sen. Çünkü yüklerini bırakmak, kendin olmanın ilk şartıdır.
Kendin olmaya ne dersin?