Çok güzeldi..... Şimdi, şöyle bi avantam var. Travmayla dolu geçirdiğim ara dönemimden kaynaklı olabilir bilmiyorum, çok severek izlediğimi ve okuduğumu bildiğim herşeyi unuttum ben. Hafızam silinse de bidaha yapsam duası gerçek oldu sanırım. Bu seri ve diğer okuduğum eski kitaplarımı tekrar okumaya başlama sebebim bu ve en iyi tarafı, aşinalık var ama anısal olarak değil duygusal olarak. Gerçekten kurguyu zerre hatırlamadan tekrar okumanın keyfini 2. kez yaşamasam daha yavaş okurdum belki :D
Gelelim kitaba, ilk iki kitapta, dünyayı anlatmaktan gelen bir dolu doluluk mevcuttu. Çok karaktere şahit olup birçok detay görmekten dünyanın içinde olmaktan ve aşktan keyif aldırıyordu. 3. Kitap, bu bakımlardan daha zayıf, ama farklı bir açıdan girerek bu defa bir tanrıyı baz alarak ilerlediği için ve ilginç bir finalle bittiği için harikaydı. Ama bu...
Ya bu...........
Böyle ortalara kadar, diğer kitaplardan farklı çünkü artık serideki temaya aşinalığımız olmasına güvenilerek yazıldığı çok açık. Birşeyler anlatılmak için hikayeyi ilgilendirmeyen hiç bir ekstra karakter görmüyorsunuz. Bu biraz kayıp hissettiriyor başta, çünkü Tanrıça serisinin en büyük keyfi tanrıçalar etrafında dönen o olaylar yumağı. Ama ilerledikçe daha da iyi anlıyorsunuz ki, bu kitap size karakterleri iliklerinizde HİSSETTİRMEK için yazılmış. Hayatları ile alakalı gereksiz detaylardan ve boş yazılan olaylardan bahsetmiyorum. Hepimizin ruhunda hissettiği ve hem sıradan sayılabilecek hem de yaşarken sıradan olmayan, dibine kadar empati yapıp anladığınız, kendi yüreğinizde de hissederek okuduğunuz kanlı canlı duygulardan bahsediyorum. Evini& sevdiklerini koruma güdüsü, fedakarlık+ kadınlığın özündeki aşkla, empatiyle, annelikle karılmış fedakarlık, en iyisini yapma arzuları, kendini ait hissedememenin bazı noktaları, yalnızlık ama böyle asırlardır taşıdığınıza, önceki hayatınızdan filan geldiğine emin olabileceğiniz türden bir yalnızlık, farklılık, dışlanmaya alışılmışlık, dışlamaya alışmışlık, görevler ve rutinler, anneye bakış, dönüş, özünüzde bakış, elbette aşk ama her anlamda kabul görmeli olanından ve bunu gayet iyi bildiğiniz türden... Say say bitmez.
Son çeyrekten biraz önceden itibaren, kendinizi bir girdaba kapılmış hissetmenize sebep olan ani meseleler patpat yaşanıyor. Hiç bir gereksiz sahne uzatılmadığı gibi verilen içerikler öyle nokta atışı verilmiş ki tek sayfayla okuduğunuz bir sahne aslında bir kitaplık hislere gebe bırakıyor sizi.
Finali ayrı bir güzeldi ve diğer dört kitabın aksine sonuna kadar hak edilmiş ve cidden elde edildiğini de ilk kez gördüğünüz tanrıçalığı vermiş. Gerçekten ama gerçekten beklemediğim bir sürü şey oldu. Bir duygu yumağı olarak göz yaşları içerisinde bitirdim. Her bir kitabı 10 yıl arayla komple unutarak 2. Kez okudum ve okudukça hatırlayıp hafızamdaki tozları üfürderken, aynı finalde, aynı ama farklı, 2x ve daha fazlasına ağladım.
İlk kitapta, aşka, kavuşmaya, özleme,
İkincide ömrün sonuna dayanıp tatmin bir hayata bakışa, tanıdık bir dostun her şeyine şahit olmaya ve ömrünün sonunu ondan önce görmeye,
Üçüncüde yarı haksız hissettiren ama yarım bırakmadığına ironikçe güldüren acı tatlı bir mutluluğa, kayba, yeniden bulmaya ve doğmaya,
Dördüncüde ise hak edilen ama beklenenden daha iyisi alınan zafere, samimiyete, tamamlanmaya, anlamaya, kabullenilmeye ağladım...
Darısı diğerlerine.
2030lar gelmeden ve artık yaşlanıp kurumadan bu kitapları lütfen alın artık, okuyun sevgili kızlarım. Gerçi tanrıça serisi, bakireye, anneye ve kocakarıya özel yazılmış, eskir mi sanmam ama zamanında okumakla geçtikten sonra okuyup buruk bir tebessüm bırakmak her daim farklıdır.. Zamanının kıymetini bilenlere