Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türk edebiyatında mizahi ve toplumsal eleştiriyi harmanlayan önemli yazarlardan biridir. 1913’te yayımlanan Gulyabani, Türk edebiyatının ilk korku romanlarından biri olarak bilinir. Ancak sadece bir korku hikayesi değildir; batıl inançları, cehaleti ve hurafelerin nasıl insanları etkisi altına aldığını eleştiren bir eserdir.
Romanın ana karakteri Muhsine, Bataklı Damı Çiftliği’ne sığınan genç bir kadındır. Burada kendisine söylenen doğaüstü varlıklarla dolu hikayelere tanık olur. Gulyabani adı verilen korkunç bir varlığın çiftlikte dolaştığı söylenir. Ancak zamanla Muhsine ve diğer karakterler, bu korkutucu olayların arkasında yatan gerçeği keşfederler. Hüseyin Rahmi Gürpınar, bu romanında korkuyu sadece bir araç olarak kullanarak asıl meseleyi, toplumun batıl inançlara ne kadar bağlı olduğunu gözler önüne serer.
Yazar, Ahmet Mithat Efendi’nin halk için yazma anlayışını benimsemiş ve eserlerinde mizahi bir dille toplumu eleştirmiştir. Gulyabani, mizah ve korkuyu iç içe geçiren, toplumsal yapıyı sorgulayan ve Türk edebiyatında klasikleşmiş bir eserdir.