Yaklaşık bir hafta önce yazarın "Mahkum" kitabını okumuş ve çok etkilenmiştim. Şimdi, Hizmetçi serisinin ilk kitabını bitirdikten sonra hangisinden daha çok etkilendiğime karar vermeye çalışıyorum.
Tamam, belki edebi ağırlığı olan bir kitap değil bu yüzden okumaya değmeyeceğini düşünenler olabilir ama ben öyle düşünmüyorum. Edebi değeri yüksek kitaplar elbette çok kıymetli ama kitap sadece edebi değeri için mi okunur? Bana kalırsa her kitabın kendine has bir lezzeti ve okuyucuya vermek, yaşatmak istediği duygular var.
Popüler bir kitap olduğu ve merak edenin açıp baktığında konusunun ne olduğunu kolayca öğrenebileceği için ben kendi yorumuma geçmek istiyorum.
Evet, ters köşe yedim. Gerçi, "bu işte bir terslik var ama hadi hayırlısı" dediğim anlar da olmadı değil. O ters köşeyi yiyeceğimi bile bile yedim.
Okurken birçok duyguyu aynı anda yaşadığımı söyleyebilirim. Öfke, üzüntü, şaşkınlık... Kendimi kimin yerine koysam acı vericiydi açıkcası. Aslında belki de bana kitabı sevdiren bir diğer şey de buydu. Normalde, çoğu zaman kötü karakterlere üzülmeyiz değil mi? Hak ettiklerini bulduklarında sevinir, tatmin oluruz. Bu kez öyle olmadı. Evet, o karakter için bile üzüldüm. Çocukluğunda travma yaşadığını okurken tahmin ettim ve kitabın sonunda da Evelyn'in sözleriyle tahminim doğrulanmış oldu.
Çocukluk travmalarının insanın sonraki yaşamını nasıl derinden etkilediğini ve dış görünüşün yanıltıcı olduğu bir kez daha anlamış oldum bu kitabı okuyarak. Tek sorun, haddinden fazla empatik kişiliğim yüzünden bu trajik sonu en iyi ihtimallde bir hafta kafama takacak olmam.
Hizmetçi