Puan vermedi·384 syf.····Okunma: 09 Mart 2025 16:46 Yazıldığı dönemi düşündüğümde Hasan Basri Aydın’ın cesaretini takdir ediyorum
Küçük yaşlardan itibaren içine doğduğumuz dini eğitim öyle güçlü ki ya korktuğumuz için sorgulamadan olduğu gibi kabul ediyoruz ya da aklımızın yetmediği noktaları görmezden gelebilmek adına yavaş yavaş dinden uzaklaşıyoruz. Ben yavaş yavaş uzaklaşmayı seçen olmuştum.
Ben de bazen kendime şu soruyu soruyorum: Yaratıcı olan Allah’ın bir kulu olarak benim affedebileceğim şeyleri Allah affetmiyorsa, bu durumda benim merhametim Allah’ınkinden büyük mü? Ya da O’nun yerinde olsam, öğretileri olduğu gibi kabul edenleri mi yoksa inanmakta zorlanan ama samimi bir şekilde anlamaya çalışanları mı daha kıymetli görürdüm?
Türk toplumu olarak Kur’an’ı genellikle sadece Arapçasından okuyor, anlamını kavramaya yönelik bir çaba göstermiyoruz. Dolayısıyla sorgulamıyor oluşumuz şaşırtıcı değil. Oysa yazar, birçok kişinin cesaret edemeyeceği bir şeyi yapmış; ayetleri ele alıp bunlar üzerine düşünerek sorgulamış. Mektuplarında da saygıyı hiç bırakmamış ve ‘Ulu Tanrı’ diyerek hitap etmiş.
Şimdi benim de bir sorum var. İnançlı insanların, dinden çıkmamak adına akıllarına yatmayan soruları sormaktan kaçınmaları, aslında kendilerini garantiye alma çabasından başka nedir?