·210 syf.····Okunma: 05 Mart 2025 00:40 Güney kasabası Sutton'da garip bir şeyler oluyor (ki bu kasaba sanırım kurgusal). Tucker Caliban, köle atalarının bağlarına karşı güçlü bir isyan başlatarak sahip olduğu tarlasına tonlarca tuz döküp, hayvanlarını öldürüp çiftliğini ateşe veriyor. Sonrasında tüm siyahi kasaba halkı bir silsile halinde yollara düşüp kasabayı ve yaşadığı yeri terk etmeye başlıyor. İşte tam olarak hikaye, kasabanın beyaz halkının ağzından aktarılmaya ve bu güzel roman ortaya çıkmaya başlıyor. Beyaz seslerle sunulan hikaye, benim açımdan diğer ırkçılık temalı romanlardan bu noktada ayrışıyor, zira siyahi Güneyli halkın hikayesini genelde hep kendi ağızlarından anlatılarla okumuştum. Roman boyunca birden fazla ırklararası arkadaşlık sunuyor yazar ve anlatıyı beyaz karakterler üzerinden odaklayarak beyazların geçmişlerine ve içinde bulundukları koşullara nasıl tepki verdiklerini araştırıyor. Geri dönüşlerle Tucker Caliban'ın atalarının bu adaya nasıl geldiğini, neler yaşadığını, yanlarında çalıştığı Wilson ailesi üyeleriyle yaşadıkları farklı karakterlerin ağzından aktarılıyor. Romandaki küçük karakter Bay Leeland'ın hayal ettiği daha iyi bir dünya düşünün günümüzde hala bir düşte kalmış olması üzücü, romanın sonu da üzücü.
Çok akıcı, bir çırpıda okuduğum bir roman oldu Güz Dönümü. Sevdim.