·512 syf.····Okunma: 06 Mart 2025 12:58 “𝘼𝙩𝙩𝙞𝙡𝙖 İ𝙡𝙝𝙖𝙣 𝙤𝙠𝙪𝙮𝙖𝙣 𝙗𝙞𝙧𝙞 𝙠𝙪𝙧𝙪 𝙠𝙪𝙧𝙪 𝙨𝙚𝙣𝙞 𝙨𝙚𝙫𝙞𝙮𝙤𝙧𝙪𝙢 𝙙𝙚𝙢𝙚𝙯, 𝙏𝙖𝙡𝙞𝙖.
𝘽𝙚𝙣 𝙖𝙨̧𝙠 𝙣𝙚𝙙𝙞𝙧 𝙗𝙞𝙡𝙢𝙚𝙢. 𝙀𝙨𝙠𝙞 𝙠𝙖𝙛𝙖𝙡ı𝙮ı𝙢. 𝘽𝙞𝙧 𝙨𝙚𝙣𝙞 𝙗𝙞𝙡𝙞𝙧𝙞𝙢. 𝘽𝙞𝙧 𝙙𝙚 𝙖𝙙ı𝙣 𝙜𝙚𝙘̧𝙞𝙣𝙘𝙚 𝙨ı𝙠ı𝙨̧𝙖𝙣 𝙠𝙖𝙡𝙗𝙞𝙢𝙞.”
Selam dostlar. Bir kibritle yok olmak 2ci kitabını nasıl bitirdim inanın bende bilmiyorum. Çünkü üniversite sınavı haftasındaydım ve kitabı yarım yamalak okudum. Her gün 50 sayfa falan okuyordum.
Kitap hakkında düşüncelerime geçecek olursak ilk söyleyeceğim şey geçmiş sahnelerini çok sevdiğim. Özge bu geçmişte yaşanan olayları şimdiki ile bağdaştırmayı gerçekten çok iyi biliyor. Bu Bronz kitabında da böyleydi bu arada. Orada da çok sevmiştim.
Kitapta ne kadar sevsemde gıcık olduğum bi' karakter vardı oda Umay. Barut'a her zaman kız ayarlaması beni sinir etti. Yahu bi dur bizim zaten kızımız var. Pazardan iyi armut bulur gibi kız buluyor kadın. Hele Ceyda olayından bahs etmiyorum :D
Bu kitap da bana garip gelen bir olay oldu. Bu bir banamı garip geldi bilmiyorum. 1ci kitabın sonunda Talia Barut'un kolunda isimsiz askere verdiği bilekliği görüyor, yani binevı onun isimsiz asker olduğunu anlıyor. Ancak sonra 2ci kitaba geçtiğimizde ve ya kitabın başlarında olsun Talia bu hakda hiç konuşmuyor. Bu olayı tamamile unutmuş gibi davranıyor. Belki de yazar öyle yansıtmak istemiştir ama yinede anlaşılır değil bence.
2ci kitapta çok timle olan sahneler yoktu. Sadece bi ara bir olay oldu orda gördük. Bu kitap daha çok Barut ve Talia'nın ilişkisi üzerine kurulmuş gibiydi ki, bundan rahatsız oldummu hayır! Timde birkaç kişinin gerçek isimlerini öğrendik. Bu beni neden bu kadar mutlu etti anlamıyorum hfhfhshss
Şimdi söyleyeceğim şey spoi gibi bir şey (tam değil), o yüzden isterseniz bu paragrafı geçe bilirsiniz. Barut ve Talia ne kadar da operasyon için evlendirilselerde bana yanlış geldi açıkçası. Tamam zaten onlar için problem değil çünkü birbirlerini seviyorlardı ama bu zoraki evlilik olmadığı anlamına gelmez. Ne kadar bunu operasyon adı altında yapmış olsalar da iki yetişkin gibi onlarada istekleri sorulmalıydı. Yani birden pat diye evleniyorsunuz dediler açıkcası bence saçma olmuş.
Aşırı aşırıııı sinir olduğum bir şey. Ki bu şey beni kitapda deriltti. Talia hep sahnenin en heyacanlı yerinde bir şey itiraf ederken Makedonca konuşmaya başlıyor. Ya adam akıllı konuşsana kızım. Bakın hep kritik yerlerde oluyor bu. Bide sanki Türkçe konuşmayı unutmuş gibi de konuşmuyor. O dediği orada öylece kalıyor ortada bi bokda yok.
Karakterlerin isimlerinin sürekli söylenmesi beni 1ci kitapda en rahatsız eden şeylerden biriydi. Maalesef 2ci kitapta da öyle oldu. Yani her cümlenin sonunda kişinin ismini yazmak zorundamısın sevgili Özge. Neden bilmiyorum ama sonda kişinin ismi olunca bana samimi gelmiyor o cümle. Sanki samimi değillermiş gibi. Kitap da saysak bin defa falan isim geçmiştir. 1ci kitap da bir diğer rahatsız olduğum şey aşırı küfürdü. Neyseki bu kitapda o düzelmişti. Yoktu değil ama azalmıştı. Rahatsız etmeyecek derecede kullanılıyordu.
Son olarak kitabın sonu.... Özge alakasız sonlar yazmakla mehşurlaşmış biri bence shhshs. Umarım kitabın sonunda 3cü kitapdan alıntı kısmı doğru değildir. Yani en azından bizim düşündüğümüz gibi değildir, çünkü kaldıramam...
Bu seriyi genel olarak seviyorum ama 3cü kitabı o kadar da merak etmiyorum. Daha çıkmadı da zaten. Ve bence herkesin seveceği bir seri değil.
Görüşmek üzere >3