Aziz’in babası İzmir’de evden uzakta çalıştığından
annesini hem ana hem baba bilir. Annesi Nazlı’nın hayatı da yakın köydeki babaevi ile kendi köyleri arasında geçer. Nazlı’nın tek kardeşi Hasan’ın bakımını da annesi babası yetişemediğinden Nazlı üstlenir. Aziz’in babası Mustafa, bir gün köye haber salarak Nazlı ve çocukların da İzmir’e taşınmasını ister. Nazlı göçü toplar yola koyulur ama bir eksikle..
Aziz’i tez zamanda gelip almak üzere dayısına göz kulak olsun,
anneanne ve dedesine de yardım etsin diye geride bırakır. Aziz’in ailesine duyduğu özlemin ateşi ara sıra içine düşer ama bakıma muhtaç dayısı da üzülmesin diye
merhametinden asla belli etmez üzüntüsünü. Ticaretle uğraşan dedesinden de
iş ahlakı ve ticaret üzerine çok şey öğrenir.
İzmir’de yaşayan ailesine yaptığı zorunlu ziyaretlerde artık tamamen köyde kalıcı olduğunu anlar ve
kardeşleri ile arasındaki statü ve sosyal farkı anlar. Nereye ait olduğunu derinden ve duygu yüküyle sorgular.
Hangi eve aitti ve hangi evde daha çok seviliyordu..
Aziz’in annesine kitap boyunca söylendim durdum.
Aile kavramı üzerine çokça duygulandıran ve düşündüren bir hikaye..