aşk hakkında bir şeyler bildiğini sanan herkes için cevap niteliğinde, başucunuzda arkadaşınızı koymuşsunuz da sohbet ediyormuşsunuz gibi bir kitap. içinde kadın olmanın, aşkın, aşka ulaşmaktaki zorlukların, içindeyken yaşanan duygusal çelişkilerin, kendini tanımanın, arkadaşlarını tanımanın, yalnızlığı tanımanın ve aşk sandığımız ama aslında çok da öyle olmayan bir çok şeyin barındığı bir kitap.
yazar gerçekten bir arkadaşınızmış gibi size başından geçenleri çok akıcı bir dille anlatıyor. ister istemez kendinizi yaşamanın tam ortasında buluyorsunuz. yazarın üzüldüğü yerlerde üzülüp, güzel şeyler düşündüğü yerlerde güzel şeyler düşünüyorsunuz. kendisini kaybettiği birçok şey yaşıyor yazar ve aslında bunları tetikleyen şeylerin kadınlarda temelde ne kadar benzediğini fark ediyorsunuz.
beni en çok etkilen şeylerden biri yazarın yeme bozuklukları ve kilo algısı ile ilgili yazdığı bölümdü. kadınlarımızın güzellik algısı altında ne derece ezildiğini, kendisinin neler hissettiğini, neler yaşadığını anlattığı bu kısımda kendimden o kadar çok parçayla karşılaştım ki bu kadar açık ve net bir dille bunu ifade edebilmiş olması beni çok şaşırttı. söylemeye cesaret edemediğim, kendime söylerken utandığım ne varsa yazar kendisine söylüyordu ama bir yandan da bana söylüyor gibiydi.
ikinci çok etkilendiğim kısım ise en yakın arkadaşının sevgilisi ile yaşamaya karar verişi olmuştu. o süreçte yaşadıkları, kendi yalnızlığı, yirmilerin getirdiği o sürekli koşuşturma durumunu o kadar güzel işlemişti ki yazar şu an ne yaşadığımı ben daha iyi açıklayamazdım.
kesinlikle yirmilerindeki kadınların okuması gerektiğini düşünüyorum. bir iç serinliği, yalnız olmadığını hissetme durumu yaşamak için önerimdir
Everything I Know About LoveDolly Alderton