·128 syf.····Okunma: 11 Mart 2025 02:19 Efendim Murat Gülsoy bir gün, şirin bir tatil beldesinde söğüt ağaçlarının gölgesinde serinlerken telefonu çalar. Arayan kişi, çalıştığı yayınevinde söz sahibi bir adamdır. Murat Gülsoy’un halini keyfini sorar. Ona olduğu yerleri anlatmasını ister. O da anlatır. Sonra aralarındaki asıl mesele konuşulur. Söz sahibi adam, yazarımıza der ki: Murat Bey, en son kitabınızın üzerinden hayli zaman geçti. Artık bir dosya vermelisiniz bize. Murat Gülsoy şaşar kalır bu isteğe. Henüz hazır değildir yazmaya. Etrafına şöyle bir bakar. Aşırı bunaltıcı sıcaklar yüzünden gömleğinin üst düğmesinden bir tanesini çözer. Teri alnında tuz olmuştur. Diker kafaya matarayı. Serinlemiştir artık. Şöyle bir başını sallar ve tamam der. Tatilim üç gün sonra bitiyor. İstanbul’a döndüğümde size bir roman dosyası vermiş olacağım. İkisi de gülümser. Adeta sevinç sarhoşu olmuştur ikisi de. Sonra zaman geçer… geçer geçer… ve elimize böyle ne idüğü belirsiz bir metin geliverir. Zamanının kıymetini bilmeyenlere duyrulur efendim. Sevgiler. Bol okumalar.