Kemalist rejimin köylü hakkını savunması:
Puan vermedi·232 syf.··
2025 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 16:05
Toprak reformu, Ortaçağdan kalma sınıfsal farkların kaldırılması ve Kemalist Devrim'in "Sınıfsız imtiyazsız kaynaşmış bir kitleyiz" parolasının gerçekleşmesi açısından ele alınmıştır. Kadro dergisi, bu parolayı şöyle açıklıyor: "Türk milleti, devrimine sınıflaşmamış bir millet bünyesi içinde başladı ve bu devrimi sınıflaşmamış bir millet bünyesi içinde ilerletecek ve derinleştirecektir." Cumhuriyet, Atatürk'ün deyişiyle "Kimsesizlerin kimsesi" olacaktı. O zaman Cumhuriyet, köylüye ve emekçilere dayanmak zorundaydı. Cumhuriyet, ağalara ve şeyhlere dayanarak ayakta kalamazdı. Cumhuriyet, ancak halkın cumhuriyeti olabilirdi. Milletin birliği ve vatanın bütünlüğü, ağalar ve şeyhlerle korunamazdı ve korunamadığı artık günışığına çıkmış bulunuyor. Kemalist yönetimin Şark raporları, haklı çıkmıştır. O raporları yazanlar, ağalık ve şeyhliğe dayanarak birlik ve bütünlük sağlanamayacağını yana yakıla anlatıyorlardı. O raporlardan, 'Eğer Cumhuriyet derebeyliğe kılıcını vurmazsa, onlar Cumhuriyete kılıçlarını indirecekler' feryatları yükseliyordu. Haklı çıkmadılar mı? 1920'ler ve 1930'larda önerilen toplumsal programın en başında, toprak dağıtımı bulunuyordu. Böylece topraksız köylüler toprağa kavuşturulacak ve ağa baskısından kurtarılacaktı. Raporlar, bu görevi, öncelikle o sırada yakıcı bir hale gelen Cumhuriyetin güvenliği açısından ele alıyorlardı. Yurttaşın yoksulluktan kurtarılması ve çağdaş bir yaşama kavuşturulması, güvenlik sorunundan sonraki ikinci meseleydi. Burada da Kemalist yönetimin köy emekçisine dayanan köktenci bir demokratik devrim yürütememiş olması sorunuyla karşı karşıyayız. 1934 yılında çıkarılmış olan İskân Yasası, bütün organ ve kurumlarıyla aşiretleri kaldırmayı öngörüyordu. Hatta, aşiretlerin tapuya kayıtlı veya kayıtsız bütün mülklerini kamulaştırdığını ilan etmiştir. Cumhuriyetin gençlik çağı olan 1930'larda yasayla kaldırdığı ama gerçekte bütünüyle kaldıramadığı aşiret ilişkilerini, Küçük Amerika döneminin iktidarları, kendi varlık nedenleri olarak benimsemiş ve korumuşlardır. Böylece Cumhuriyet olma kararı, düzeni koruma politikasına yenilmiştir. Cumhuriyetin gücü, ağalar ve şeyhler değil, ancak köylüler ve halk olabilir. 1945 sonrasının devleti, Doğu ve Güneydoğuda ağalara ve aşiret reislerine dayanmıştır. Cumhuriyet Devrimini tamamlama davasını terk eden iktidarlar, Kürt yurttaşlarımızı ağaların ve şeyhlerin pençesinde bırakmışlardır. Hatta ağalar ve şeyhlerle birlikte köylünün sırtına binmişlerdir. Böylece derebeylik ve aşiret ilişkileri zeminine dayanan feodal bölünmüşlük devlet otoritesiyle derinleştirilmiştir. ABD işbirlikçisi iktidarlar, ağalara ve şeyhlere dayanarak, yoksul köylü gençlerini PKK'nin kucağına itmişlerdir. Bugün gelinen noktada, çok güvendikleri ağaları ve şeyhleri de bölücülüğe kaptırmaktadırlar. Bölgenin bir kısım ağa ve şeyhleri, Kuzey Irak'ta ABD silahlarının gölgesinde Kukla Devletçik kuran Barzani ve Talabani'nin güdümüne girmektedir. Bir kısmı da, 1990'dan sonra işgalci ABD ile işbirliğine ve din sömürüsüne yönelen PKK ile bütünleşmektedir. * * * Diğer yandan Dersim olayları, bir yönüyle Atatürk önderliğindeki Cumhuriyet devrimciliğinin Ortaçağ sınıflarına karşı mücadelesidir. Cumhuriyet hükümeti için milliyet ve mezhep sorunları karşısında, kâğıt üzerinde iki seçenek bulunmaktaydı: Ağaların silahlı gücü, ya Cumhuriyetin silahlı gücüyle etkisiz hale getirilecekti ya da köylünün harekete geçirilmesi yoluyla. Veya her ikisi, yani Cumhuriyetin yaptırım gücü ile köylünün gücü birlikte seferber edilecekti. Birinci seçenek, yukardan aşağıdır; yani Rusya'da Büyük Petro'nun uyguladığı çözümdür. İkinci seçenek, Büyük Fransız Devrimi'nin ve Çin'de Mao önderliğindeki köylü ayaklanmalarının gerçekleştirdiği seçenektir. Kemalist Devrim Türkiyesi, kuşkusuz ne Deli Petro döneminin Rusyası idi; ne 18. yüzyıl Fransası veya 20. yüzyıl Çini. Ancak sonuç olarak bütün demokrasi, özgürlük ve çağdaşlaşma devrimleri, Ortaçağ'dan kurtulma sorununu çözmüştür. Demokratik devrimlerin özü, köylünün feodalizmden kurtulması ve özgürleşmesidir. Buna engel olamak isteyen ABD ve AB işbirlikçisi Neoliberal çevreler, AKP iktidarı, FETÖ takımı, Haçlı ilticanın diğer tarikat ve cemaatleri yanında Batı güdümlü bölücüler, Atatürk Devrimi'ne karşı Şeyh Sait ve Dersim isyanlarını olumlayan bir kampanya yürüttüler. Bu bağlamda, Cumhuriyet, millî demokratik devrimdi; bizdeki adıyla Kemalist Devrim'di. Demokratik devrimin özü, ağalık, beylik, şeyhlik gibi Ortaçağ kurum ve ilişkilerinden kurtulmaktı; özellikle köylünün özgürleşmesiydi. Köylüyü memleketin efendisi yapacak toprak devrimi, 1938 yılının 10 Kasım günü önderini kaybetti. Arkasından patlayan İkinci Dünya Savaşı koşullarında, dış tehditleri göğüsleme görevi öne çıkınca, toprak reformu ertelendi.
Toprak Ağalığı ve Kürt SorunuDoğu Perinçek · Kaynak Yayınları · 201034 okunma
·
94 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.