Sebastian Fitzek'ten okuduğum ilk korku gerilim kitabıydı. Etkilendiğimi söyleyebilirim ancak yalnızca son yüz sayfası için. Kitabın genel olarak konusuna, beğendiğim veya beğenmediğim yönlerine değineceğim.
Emma adındaki bir psikiyatrinin yaşadığı hayal-gerçek arasındaki ikilemi okuyoruz. Yaşadıkları gerçek mi yoksa hayal mi? Hepsi zihninin bir oyunundan mı ibaret? Emma, bir otel odasında saldıraya uğradıktan sonra evinden dışarı bile çıkmaz, insanlarla iletişimi reddeder. Berber adındaki katil, Emma'nın peşine düşmüştür. Emma her gördüğü kişiye dair paranoyak duygular beslemeye başlar, ta ki evine bir paket gelinceye kadar. Hayatı o dakikadan itibaren farklı bir yola evrilir. Bizde bu süreçte Emma'nın düşüncelerine ve yaşadığı olaylara şahit olarak aslında olayın ne olduğunu çözmeye çalışıyoruz. Gayet özgün bir fikre sahip, yazar gerilimi her sayfada okurlara sunmayı bırakmıyor.
Sonu konusunda tatmin olduğumu söyleyemem. Ancak son yüz sayfası özellikle ters köşeydi, sizi bir fikirden döndürüp (ki bu teoriler oldukça mantıklıydı) bir diğerine hemen ikna ediyordu. Bu konuda özellikle etkilendiğimi söylemeliyim.
Yazarın ilk iki yüz sayfasında bizi sürekli bir ikilem içinde bırakması bir yerden sonra okuyucuyu yoruyordu açıkçası, ayrıca en heyecanlı, bizi şoka uğratacak gerçeklerin bölümün geneline değil de son birkaç cümlesine sıkıştırılmış olması beni özellikle rahatsız etti. Onun dışında kitap genel olarak ortalamanın üstündeydi, tekrar bir şans vereceğim bir yazar olacak Sebastian Fitzek.
Bence reading slump geçirdiğiniz bir dönemde veya bir kış gecesi bir korku kitabı beni korkutsun istiyorsanız bu kitap size istediğinizi verebilecek kıvamda.