Endişe-i rûhtan kurtulmak!
10/10
·334 syf.··
2025 15. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 20:02
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Bazı kitaplar vardır okumadan önce araştırma yapılası, işte : (youtu.be/nCA2nZhx4zM?si=...) A'mâk-ı Hayâl : Hayalin Derinliklerinde Hayal ve gerçeğin sarmalında kısa kısa öykülerin bir araya gelerek bir romana dönüştüğü eser. Kimine göre öykü kabul edilirken kimine göre döneminde ilk roman... İçeriğin anlamlandırılması tek bir okuma ile mümkün mü sanmıyorum. Müthiş metaforlar, mitolojik öğeler içeriyor. Ayrıca Zerdüşt, Hint ve İslam inancına dair öyküler de barındırırken tasavvufu es geçmemek lazım. Ek olarak Yunan Tanrıları ve filozoflar, beyitler ve Kur'an ayetleri de yer alınca kimi yerlerde ne okuyorum, ne anlatmak istedi, ben ne anlam çıkardım sorularını kendi kendime sorduğum bir okuma süreci oldu. Raci endişe-i rûhtan kurtulmak ister. Kim bilir belki hepimiz gibi, biz gibi, ben gibi. Mümkünlüğü muallak olsa da Aynalı Baba ile yollarımın kesişmesini isterdim. Belli bir olgunlukta ikinci, üçüncü okumalarla Aynalı Baba'nın üzerindeki her aynada insan özüne dönük farklı bir yanını görebilir. Beğendiğim birçok bölüm oldu. Hoş, her bölüm özgün ve enfesti. En çok etkilendiğim bölümler diyelim; Zerdüşt inancındaki iyi-kötü/aydınlık-karanlık olan Hürmüz-Ehrimen'i cisimleştirip Nifak, Muhabbet, Hikmet, Gazap, Nefs-i Emare ve Aşk üzerinden metaforik anlatımı, Muammâ-yı Ebedî/Sonsuz Bilinmezlik'teki bilmek ile bilmemeyi bir tutan deliliği, Âb-ı Hayât-ı arayış yolculuğu, Karıncaların Ma'rifeti bölümüyle özünün el verdiği faâliyet-i dimâğiyenin derecesinde varoluşun anlamlandırabileceği, Saâdet'in marangoz Hamdun Ağa'nın yaşamına denk geldiği... İki farklı çeviriyi aynı anda okudum. Osmanlıca kelime hazinem zengin olmadığı için önce günümüz Türkçe'sinde Pırıltı Yayınları'ndan sonra aynı bölümü Büyüyen Ay çevirisinden okudum ki daha anlaşılır kıldı. Kitap atmosferini Büyüyen Ay müthiş yansıtıyor ama çeviride birçok kelimenin anlamı verilmemiş. Oysa metin içinde yer alan beyitlerin çevirisi çok güzeldi. Ayrıca 9. Hayâl bölümü, 4. ve 5. Hayâl bölümlerinin birleşimi olarak neden tekrar basılmış anlamadım. Pırıltı Yayınları ise yıllar önce gazete kuponları biriktirilerek alınan kitap setlerinden. Haliyle çok özenli bir çeviri olmamış. Genelde pek dikkat etmesemde bariz imlâ ve noktalama hataları mevcut. Ayrıca beyitlerin çevirisi anlaşılır değildi. İçerik 10, Büyüyen Ay çeviri 9 Neyse, iz bırakan kelimeler; Endişe-i rûhtan kurtulmak! : Ruhun endişeden kurtulması! Faâliyet-i dimâğiyem : zihin faaliyetim Erâzil-i insandan : en rezil insanlardan Ahvâl-i rûhiye ve vicdaniyemi : ruh ve vicdan durumumu Refikim : arkadaşım Âgûş : kucak Ezvâk-ı ma'neviye : manevi zevkler Hiss-i muhabbet : sevgi duygusu Âyine-i devrân : zamanın aynası Meşgâle-i dünyeviyeden âzâde kaldığım : dünya uğraşlarından kurtulduğum Su-i misâl : kötü örnek Alıntılar : "Ben küfür ile imândan, ikrâr ile inkârdan, tasdik ile reybden mürekkep bir şey olmuştum. Kalben inkâr ettiğimi aklen tasdik eder, aklen reddettiğimi kalben kabul ederdim. Velhâsıl reyb denilen ejderha, vücudumu sarmıştı. Bir fikri ne kadar metin esaslarla takdim etsem, ejderhâ-yı reyb, bir sarsışta yıkıyordu." S. 40 "Şüphesiz gittikçe sinemden bazen hüzn-âver(hüzünlü), bazan ferah-nâk(sevinçli) ahlar çıkaracak kadar şiddetlenen bu zevk-i garipte kahvenin de dahli vardı." S. 55 "Ya nûr, ya nûr, zulümâtı(karanlığı) nûr et!" (Zerdüşt) S. 73 "Allahu ekber!... Allahu ekber!... Ey sırr-ı vücûd-ı bi-vücûd, (Ey vücutsuz varlığın sırrı) Ma'rûfsun(ünlüsün) ammâ bilinmezsin, Zâhirsin(açıksın) ammâ görünmezsin." S. 106 "Süphâneke mâ-arafnâke hakkan ma'rifetike yâ Ma'rûf!... (Seni tenzih ederim. Bilinmek gerektiği biçimde bilemedik seni ey Ma'rûf!) Hazreti Seyyid S. 113 "İndifâat-ı dâhiliyenin (iç patlamalarının) ikâ ettiği (ortaya çıkardığı) velvele-i müdhişenin (müthiş gürültünün) mertebesini tasavvur ve tahayyül etmeye muktedir olamazsın. Kürenizdeki gök gürültülerini milyon kere büyütürsen, bunlar hakkında bir fikr-i nisbi peydâ etmiş olursun." S. 133 "Dikkat ü im'ânla baksa çeşm-i insan âleme, Âsumâna, kubbe-i minâya, mihr-i envere, Âlem-i bâlâya, arşa, bir de bu esfel yere, Dürbin-i ma'rifetle baksa vech-i âdeme, Yalnız sensin, sen!..." (İnsan dikkatle ve araştırarak baksa âleme, Gökyüzüne, billur kubbeye, parlak güneşe, Yüksek âleme, arşa, bir de bu aşağıdaki yere, Bilgelik dürbünüyle baksa insanın yüzüne, Yalnız sensin, sen!) S. 135 -"Şehzâdem, Kafdağı hakkında rivayet çoktur. Lâkin hakikatini bilen ve kafdağı'nı gören kimseye tesadüf etmedik. Bir takımlarına göre, Kafdağı, dünyamızı dâiren-mâdâr ihata etmiş(çepeçevre kuşatmış) zümürrüdin(zümrüt gibi yemyeşil) bir dağdır. Diğerlerine göre, dünyanın tam ortasında, semâya ser çekmiş bir münferid ve cesim cebeldir(tek ve büyük dağdır). Lâkin bu dağı kim görmüş? Meçhûl!... Nereden gidilir? Dünyanın hangi ikliminde kâindir(bulunmaktadır)? Meçhûl!... Bir takımları, cebel-i Kaf'ı ceffe'l-kalem(hiç düşünmeden) inkar eder, 'Böyle bir dağ dünyamızda yoktur' der. Keza Anka da böyle. Güya cebel-i Kaf'ta sâkin bir kuşmuş. Lâkin bir kuş ki, söz söyler, milyonlarca seneden beri yaşamış, ölmez, hakim, âlim-i vâkıf-ı hafâyâ(gizlileri bilen bilgin). Ama bunu da ne gören, ne bilen var." S. 139 - "Ademle vücûdun(yoklukla varlığın) şey-i vâhit(tek, aynı şey) olduğunu kim ispat edebilir, böyle bir söz bile cinnettir. Bunu kim ispat edebilir? - Kim mi, dedi Aynalı Baba, bilmek ile bilmemeyi bir tutan deliler!..." S. 171 "Rabbim, hayatta nedir bu tat, Hayata bağlayan bu garip güç. Hayat ki sonlu, dert ve keder dolu, Yine de hedef o, nedir bu hikmet? Bir an bırakmaz insanı rahat, Bin türlü acı, geçim derdi. Çocukluğunda ağlar beşikte, Feryatla geçer o masum dönem. Gençliğinde bin türlü istek, Yaşlılığında bin türlü sıkıntı. Ecel vakti, bütün bir mâzi bir an, Bir an için mi bunca sefalet? Gaipten bir ses verdi cevabı, Dedi: Hayatta bu tat ve güç, Akıllılar için güzelliklerin seyri, Bilmezler için yemekle şehvet." S. 178 -"Ey Beşeriyet!... Saâdet, hayâtı olduğu gibi kabul, eskâline(sıkıntılarına) rıza, ıslâhına(düzeltilmesine) sa'ydedir(çalışmaktır)." S. 180 "Ne arıyorsun? Hayât-ı ebediyeyi mi? Lâkin a zavallı, bu hayât-ı muvakkatede(geçici hayatta) neler buldun ki, onun da ebedisini de arıyorsun? Sana bunu sorarım, hayâtta ne var?" S. 184 "Oh!... Feylesof 'Ten'i (Taine) ne kadar hak-gû(haklı) buluyorum. Diyor ki: 'İnsanlar fıtraten ve terbiyeten delidirler; kazara âkıl bulundukları anlar pek kısadır!...' Ne kadar doğru!... Fil-hakika(gerçekten de) insanlarda zerre kadar akıl ve hikmet olsaydı, değil ebedî bir hayât aramak, hattâ bu miskin ve fakat muvakkat varlığa bile katlanmayarak 'eyvah zevkini', 'hayât külahını' sultan-ı ademe(yokluk sultanına) takdim ederlerdi!..." S. 184 "Hayatımız nedir? Ebediyete nispetle bir hiç, uzun zamanlara nispetle bir an..." S. 206 - "Hakikat bu. Hayâtın zevki ölüm sâyesindedir. Eğer ölüm olmasaydı hayâtın hiçbir kıymeti olmazdı." S. 207 - "Âlem bir deniz, sen bir gemi, aklın yelkeni, fikrin dümeni. Kurtar kendini, ha göreyim seni..." S. 246 - "Ne tayr(kuş) var, ne tayarân(uçmak). Bir zevkle o da var, o da var." S. 251 "Âyine-i Aşk, artık benim gönlüm olmuştu. Evvelce bâtınım zâhirken, şimdi, zâhirim bâtınım olmuştu. Ben şimdi tam mâ'nâsiyle seviyordum. Ben benimle vuslatta idim." S. 286
1000Kitap
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201622,4bin okunma
·
171 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.