Uzun zamandır gerilim polisiye tarzında bir kitap okumamıştım. Bunun açlığıyla okuduğum için biraz daha beğenmiş olabilirim.
Kitap hakkında birkaç şeyden bahsetmeden duygularımı ve yorumlarımı açıklayabileceğimi sanmıyorum. O yüzden Spoiler...
Dedektif Alex Cross'un kızı gibi sevdiği yeğeni Naomi kaçırılır. Ve Alex onu bulmak için hemen harekete geçer. Naomi üniversitede okuduğu için başka bir şehirdedir, bu yüzden Alex aslında davaya atanmış bir dedektif değildir ancak davanın dışında da bırakılmasına müsaade etmeyecek. Sonra Naomi'yi kaçıran kişinin bölgede birden fazla kadını kaçırdığını ve bunu yapmaya devam ettiğini öğreniyoruz. Kaybolan kadınların bazıları bazen ölü bulunurken, diğerleri hala kayıp.
Katile Casanova diyorlar. Uzun zamandır okuduğum bir kitaptan bu kadar rahatsız olmamıştım. Adam sosyopat bir sapık. Özel bulduğu kadınları kelimenin tam anlamıyla avlıyor. Günlerce onları takip ediyor, ne yediklerinden ne beden giydiklerine kadar. Sonra onları kaçırıyor. Onları kendi dehşet evine götürüyor ve kendine saklıyor. Adeta bir harem yaratıyor. Kurallarına uyarlarsa onları öldürmüyor ama uymazlarsa ve kaçmaya çalışırlarsa onları çok vahşice öldürüyor. Bazı sahneler sansürsüzdü, bu beni gerçekten iğrendirdi ve rahatsız etti. Kadınların korkusunu ve psikolojisini okumak zordu.
Casanova o kadar profesyonel, zeki ve soğuk kanlı ki topluma her şekilde uyum sağladığı görüyoruz. Sıradan bir insan gibi yanınızdan gelip geçtiğini düşünün ama aslında aylarca sizi uzaktan takip eden ve zarar vermek isteyen bir canavar. Karısıyla çok iyi bir ilişkisi olan örnek bir koca mesela. Kimse ondan şüphelenmiyor. Aradıkları canavarın o olduğu akıllarına bile gelmiyor.
Ayrıca "Beyefendi" lakaplı bir seri katil de var. O da Casanova'ya benzer şekilde başka bir bölgede kadın cinayetlerinden aranan bir katil. Bu ikisi arasında ilginç bir bağlantı var. Alex buna ikizleme fenomeni diyor. Bunun psikolojide gerçekten var olan bir şey olduğunu öğrendim. Açıklaması şu; "ikizleşme fenomeni bireylerin kimliklerini başka bir kişiyle, derin bir şekilde özdeşleştirme veya birbiriyle çok güçlü bir bağ oluşturma sürecini ifade eder. Bu durum, bazen iki kişinin birbirlerinin duygularını, düşüncelerini ya da deneyimlerini adeta "yansıttığı" bir ilişki türü olarak görülebilir." Beyefendi ve Casanova'nın başına gelen tam olarak buydu. Bir şekilde birbirlerini buldular ve dünyanın geri kalanının onları asla anlamayacağını düşündüler ve kendilerinin diğerlerinden üstün olduklarını söylediler.
Bu ikisini okurken aklıma gelen tek şey Alien canavarıydı. Onun gibi korkunç ve kana susamışlardı.
Kitabın en iyi yanı Casanovanın kim olduğunu sonuna kadar tahmin etmek zorunda kalmaktı. Kitapta bir çok dönüş var, tam bulduk derken onun olmadığı ortaya çıkıyordu. Herkesten şüphe ettiren, katil kim diye düşündürten yanı sürükledi beni.
Kitabın çok saçma olan kısımları da vardı. Mesela Casanovadan kaçan tek kadın olan Kate. Öyle korkunç bir şey yaşamışken, üstelik adam onu kendi evinde kaçırmışken o evde tek başına kalmasına izin verildi. Kimse evi izlemiyor kimse kadını korumuyordu. Sonuçta Casanova yakalanmamıştı ve intikam için geri dönebilirdi. Ve Kate savunmasızdı. Kate ile Alex arasında oluşan romantizm de çok gereksizdi. Boşuna sayfa sayısı uzatan dolgu malzemesi gibi hissettirdi.
James Patterson