Selammmlar. Tatsız Bir Öykü kitabını bitirdim ve hemen yorumuna koştum. Size biraz kitaptan bahsedeyim. Öykü adında genç ve başarılı bir yazar var. Bir gün imza gününde bir okuru çok ilgisini çekiyor. O da Kıraç adındaki karakterimiz. İkilinin arasında ilk bakışta bir çekim oluyor ve kahve içmeye çıkıyorlar. Ve bu şekilde bir tanışmaları oluyor. Sonrasında Kıraç, Öykü’ye yazmasında yardımcı olmak amacıyla sessiz sakin olan kasabasına taşınmasını öneriyor. Öykü de bu fikri seviyor ve kasabaya taşınıyor. Başlarda sakin olan kasabada ufak ufak geren şeyler oluyor.
Kitaba başlarken hiçbir şekilde konusuna bakmadım ki her şeyi kitapta öğreneyim. Başlarda bir fikrim oluşsa da çıkan ipuçları benim fikirlerimi yerle yeksan etti. Uygar karakteri benim en başından beri aşırı sevdiğim ve Öyküyü şiplediğim bir karakterdi bu arada. Ben başından beri dedim ki nolur Uygar’la olsunlar. Ama kitaba ana konu olarak bakınca kitap aşk kitabı değil. O yüzden dedim ki tamamdıııır olmasın. Kıraç karakteri ise çok tatlıydı başlarda. Beni en çok şaşırtan karakter oldu kitapta. Dedim ki yok ya Kıraç tatlı. Kitabın üzülen erkeği olacak. Biz üzüldük kitapta kdbaskhdbk. Dedim noluyoooor. Son yüz sayfa beni ham şaşırtan hem de hayal kırıklığına uğratan bir sayfa oldu.
Açık söyleyeyim böyle bir şey beklemiyordum. Şöyle beklemiyordum, evet asıl olay ondan çıkacaksa bile biz ufak ufak ama açık bir şekilde ipuçları görmeliydik bence. Yani bunu bir anda öğrenmesek daha iyi olurdu. Uzatabilirdi kurguyu, kalın yapabilirdi kitabı sonuçta tek kitap yani kalın bir kitap olabilirdi diye düşünüyorum. Hele olayın sebebini öğrenmemiz… Yani sebebi benim için bir sebep değildi, daha içi dolu bir sebep bekliyordum. Ama akıcıydı. Zaten Ceren’in diline hakimim, bu yüzden beni zorlamadı kitap.