·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Mart 2025 23:17 Kendimize sormamız lazım “ bu ülkede bir damla kan akıtmadan binlerce çocuk nasıl yetiştiririz?” diye. Kitapta ki kahramanımız Snellman bu sorunun cevabını köy köy dolaşarak, zengin fakir demeden elinden geldiği kadar anlatıyor; Sadece fakirlere nasıl gelişiriz diye anlatmıyor, Zenginlere de cahillikten şikayet etmemelerini tam tersi bu cahillikten kurtulmak için paranız varsa bu ülke için harcayın; kütüphaneler yapın, okullar yapın.Bilginiz mi var? O zaman bilginizi paylaşın diyor yazarımız. Finlandiya uzun yıllar boyunca kendi bağımsızlığını ilan edememiş ve başka ülkelerin altında ezilmiş bir ülkedir. Peki “O” halden “bu” hale nasıl geldi? Yaptıkları tek şey:Eğitim. Evet, sadece eğitim sayesinde. O dönemlerde İngiltere Napolyon’u yenerek tüm Avrupa’nın ilgisini çekti. Tüm ülkeler ona benzemeye çalıştı. Bilirsiniz bir çocuk bir yetişkini örnek almak istediğinde kötü huylarını yapar;Sigara içer, alkol alır vs. İşte herkes İngiltere’nin saç modellerini, kıyafetlerini ve tüm dünyaya ün salacak o oyun olan “futbolu” örnek almışlardı. Tabikide çocuklarımız dans öğrensin, spor öğrensin.Yazarımız buna karşı değil.Fakat “okumak istemeyen çocuklar top peşinde koşarak meşhur olmaya çalışır” diyende yazarımız. Çocuklarımızın sadece kas kuvvetleri değil beyinleride gelişsin, sadece bacaklarını değil beyinlerinide kullansın diyor yazar. Askere gitmeyi ölüm olarak görmeyin oraya eğitim almak için gidilen yer olarak görün diyor. Üst subaylara küfürü yasaklıyor.Çünkü ağız ne kadar temizse kalpte o kadar temizdir,kalp ne kadar temizse ağızda o kadar temizdir.Erlere orada nezaketi,saygıyı,nasıl konuşulması gerektiğini,palto nasıl dikilir öğretin ki onlarda askerden geldiklerinde aileleriyle paylaşsın ve bilgi hepimize yetsin. Snellman din konusunada çok önem veriyor. O zamanın din adamları şikayet ediyor; niye kiliselerimize kimse gelmiyor ,bizi dinlemiyor diye. Yazarımız da “halktan şikayet etmeyin kendinizi sorgulayın, siz halkın yanına gitmiyorsunuz ki halkta size gelsin”,diyor. Hz.İsa, Hz.Muhammed ne yapardı?; Kapı kapı dolaşarak insanların kafasındaki soru işaretlerine bir yanıt bulmak için uğraşırlardı.Onlara hikayeler anlatırlardı, dini sevdirirlerdi. Siz de öyle yapın! Çocukları ilkokulda iyi eğitin ki ilerleyen dönemde hep öyle kalsınlar. Finlandiya neredeyse 25 yıl sonra bu hale gelebilmeyi başarmıştır.Yani bir çocuk gelişmiş ve tüm dünya gelişmiş. Önemli olan iyi bir insan olmaktır demişler ve okullarda iyi bir insan olmayı öğretmişler çocuklara.Çünkü dünyanın en iyi amaçla yapılan buluşu bile kötü insanların elinde en acımasız şeye dönüşebilir.Bunun en güzel örneği atom bombası ve komünizmdir bence. Bu kitabı bitirdiğimde tümüyle anladım ki Mustafa Kemal Atatürk bu ülke için tüm iyi niyetiyle çalışmış bir insan.Kötü niyetli hiçbir lider halkının bu kitabı okumasını istemez.Hatta bu kitabı yasaklar ve ulaşamayacağı yerlere koyar. Şuan dünyada “askerlik ölmek için gidilen yer değil, bilim ve ilim için gidilen yerdir” diyen tek bir lider var mı? Atatürk’ün uyguladığı bazı politikalar hoşunuza gider ya da gitmez, onu seversiniz ya da sevmezsiniz, yanlış veya acımasız gelebilir size bazı politikaları.Bunu oturup saatlerce tartışabiliriz.Ama bana şunu söyleyin: şuan hangi lider veya bakan kitap öneriyor ya da önerdiği kitap ülkenin Kur’an’dan sonra en çok satılan kitabı oluyor?Dünyada böyle bir lider varsa beni aydınlatabilirsiniz.O an anladım ki Atatürk ve arkadaşları ülkenin bir taşını bile satmaya yeltenmemiş,bir an olsun çalmayı ve zengin olmayı düşünmemiş. Evet belki sezarlar,Napolyon’lar değiliz ama bu ülkeye binlerce genç kazandırabiliriz.Bir ülke nasıl eğitilir , ülken için ne yapman gerekiyor? Bu kitapta anlatılanlar bunlar. Halk nasıl daha iyi yere gelir ?Atatürk’ün de emriyle bu sorunun cevabı için lütfen bu kitabı okuyun.Bazen ümitleniyor olabiliriz; Keşke bizim ülkede finler gibi olsa diye ama keşke diyerek bir şey başaramayız. Bu ülke iyi yerlere gelsin istiyorsak emek, azim, sabır ve inanç gerekir. En önemlisi de kalpten inanmaktır.