Kitap 6 astronotun uzay istasyonundaki bir gününü konu alıyor. Ne bir gün ama. Bu bir günde tam 16 gün doğumu ve 16 gün batımına şahit oluyorlar. En baştan planlanmış rutinlerini yaşıyorlar. Onlar için sıradan bir gün okuyucu için takip edilmesi zor bir film şeridine dönüşüyor. Her şey çok çabuk değişiyor. Binlerce kilometrelik alanların gözden kaybolması saniyeler içinde gerçekleşiyor. Ülkeler arasındaki sınırların hükmü kalmıyor. Sadece renkler var. İnsanlar ise dışarıdan bakıldığında yoklar ve son derece acizler.
Kitap bitene kadar Türkiye’den ne zaman geçecekler diye bekledim. Dünyaya dışarıdan baktım sanki. Kitapla birlikte başım da döndü. Bunların dışında astronotların kısa hikayeleri dikkatimi çekmedi. Pekte ilgi çekici değiller. En şaşırdığım şey yazarın bu bilgileri nasıl edindiği ve bunları nasıl kurgulayıp okunabilir hale getirdiği oldu. Kitabın aldığı ödüllerin en büyük nedeni de bu galiba. Kitabın oluşması için gereken bilgi birikim harika.