Gönderi

Büyük Selçuklu: Bilimin, Sanatın ve İslam’ın Koruyucusu
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 16:05
“Hedefleri olan, okuyan, dinine saygılı, medeni, sanatkâr, alim, adanmış Selçuklu toplumunu iyi tanımalıyız.” İncelemeye, kitapta Büyük Selçuklu Devleti'ni kısa ama öz bir şekilde anlatan bu cümle ile başlamak istedim. Çünkü kitabı okudukça ve Selçuklu toplumunu tanıdıkça, onların aslında ne kadar gelişmiş bir toplum olduklarını anlıyoruz. Savaş meydanlarında çok büyük zaferler kazanmış olmalarının yanı sıra, sanatta, medeniyette, bilim ve eğitimde, İslam'ı hakkıyla yaşamakta kendi çağlarının ötesinde bir devlet olduklarını görüyoruz. Türk tarihinin aslında ne kadar zengin, tek bir devlete indirgenemeyecek kadar kapsamlı ve köklü olduğunu Büyük Selçuklu üzerinden rahatlıkla okuyabiliriz. Günümüz Türkiye'sinin aslında Büyük Selçuklu'nun devamı ve mirası olduğunu söylersek de sanırım yanılmış olmayız. Fakat günümüzde insanlarımızın çoğu Türk tarihini sadece Osmanlı üzerinden okuyor, Büyük Selçuklu'ya gereken değeri vermiyor, onu hakkıyla tanımıyor. Benim Büyük Selçuklu Devleti ile ilk tanışmam, Corona sebebiyle evlere kapanmış olduğumuz dönemlerde televizyonda yayınlanan bir Selçuklu dizisi ile olmuştu. Yıllardır televizyonu hayatından çıkarmış birisi olarak bu dizi oldukça ilgimi çekmiş, merakımı kabartmıştı. Diziyi izledikçe bu kudretli devlet hakkında araştırmalar yapmış, onlara büyük bir ilgi ve sempati duymuştum. Selçuklu'nun büyük hükümdarı Melikşah'ın ismini dahi bugüne kadar nasıl duymadığımıza şaşırmış, okullarda bizlere hakkında en ufak bir şey bile öğretilmediğini fark etmiştim. Bu sebeple de tarihi dizi ve filmlere karşı önyargılarım yıkılmış, kişisel ilgi ve araştırmalarla onlardan faydalanılabileceğini deneyimlemiştim. Televizyon karşısında en çok zaman harcayan milletlerden birisi olarak belki de en büyük yanlışımız, tarihimizi doğrudan dizilerin rayting uğruna bizlere aktardığı şekliyle öğrenmek (öğrendiğini sanmak), üzerine araştırmalar yapmamaktadır. Kitabı okurken üzüldüğüm bazı noktalar oldu: Bizler, bugün üzerinde yaşadığımız toprakları bizlere kazandıranları yeteri kadar tanımıyoruz. Bu da yetmezmiş gibi, Selçuklunun yeşerip kök saldığı İran coğrafyasında unutturulmaya çalışıldığını, hatırasının yok edildiğini, o topraklardaki izlerinin (Türk izlerinin) sanki hiç var olmamışlarcasına silinmek istendiğini üzüntüyle okudum. Bizim tanımadığımız tarihimize elin yabancısı sahip çıkacak değildi ya! Talha Uğurluel'i ise ilk olarak Pasinler Savaşı hakkında yayınlamış olduğu bir video ile tanımış, olayları gerek gidip doğrudan yerinde anlatması, gerekse de akıcı ve samimi bir dil kullanması sebebiyle bilgilerinden faydalanmaya başlamıştım. Zaten Büyük Selçuklu üzerine araştırmalar yaptığınız zaman karşınıza çıkacak tarihçilerden bir tanesi de kendisi olacaktır. Talha Uğurluel; yazdığı bu kitabıyla da Büyük Selçuklu'yu birçok alanda inceliyor, hemen her konuyla ilgili görseller de kullanarak dikkatimizin o konu üzerine yoğunlaşmasını sağlıyor. Kitabı okudukça “bir tarih kitabı tam da böyle olmalı!” diyorsunuz. Dönelim tekrardan Selçuklulara... Az önce de belirttiğim gibi; Selçuklu Devleti, yalnızca savaş meydanlarında kazandığı zaferlerle değil, ilim, sanat ve medeniyet inşasındaki üstün başarılarıyla da tarihe damga vurmuş bir devletti. Bu büyük vizyonun mimarlarından biri, Sultan Alparslan’ın ve sonrasında oğlu Melikşah'ın veziri Nizamülmülk’tü. Onun öncülüğünde kurulan Nizamiye Medreseleri, sadece birer eğitim kurumu değil, aynı zamanda İslam dünyasının geleceğini şekillendiren ilim merkezleriydi. Bu medreselerde yetişen âlimler, fıkıhtan felsefeye, astronomiden edebiyata kadar pek çok alanda çalışmalar yaparak İslam dünyasının entelektüel birikimini güçlendirdi. Bu süreçte İmam Gazali, Selçukluların sağladığı bilim ortamında yetişmiş ve İslam düşüncesinin en önemli isimlerinden biri olmuştur. Onun, felsefe ile dini uzlaştıran eserleri, Sünni İslam’ın temellerini güçlendirmiş, hatta Batı düşüncesini dahi etkilemiştir. Eh! Selçuklu demişken Ömer Hayyam'dan da bahsetmemek olmaz... Hele de o meşhur şiiri son zamanlarda çoğumuzun kulaklarında yankılanıyor iken. Matematik, astronomi ve edebiyat alanında yaptığı çalışmalar, Selçukluların sadece dinî ilimlerde değil, fen bilimlerinde de ileri bir seviyeye ulaştığını gösterir. Öyle ki, Hayyam’ın geliştirdiği Celali Takvimi, günümüz modern takvim anlayışının temellerinden biri sayılmaktadır. O dönemlerde, İslam coğrafyasında Batınilik, Karmatilik gibi sapkın fikir ve tarikatlar çoğalmış, ayrılıkçı Şiilik politikaları güç kazanmış, Fatımi Devleti Kudüs'e sahip olmuştur. Abbasilerin güçten düştüğü bu dönemde, Selçuklular, Abbâsî Halifeliği’nin koruyucusu olarak kendilerini İslam dünyasının lideri kabul etmiş, özellikle Tuğrul Bey’in Bağdat Seferi’yle Sünni İslam’ın en büyük savunucularından biri hâline gelmişlerdir. Tuğrul Bey demişken, onun ağabeyi Çağrı Bey ile olan kardeşlik ilişkileri Türk tarihinde alışık olduğumuzun dışında, örnek teşkil edecek düzeydedir. Çağrı Bey'in tahtı kendi isteğiyle kardeşi Tuğrul Bey'e bırakması bunun en büyük göstergesidir. Kitabı okurken Yinal Bey, Kutalmış Bey ve oğlu Süleyman Şah, Artuk Bey ve daha nice kahramanlar hakkında temel oluşturabilecek düzeyde bilgiler ediniyorsunuz. Selçuklu'nun sadece Anadolu Selçuklu'dan ve Sultan Alparslan ile Malazgirt Savaşı'ndan ibaret olmadığını, aksine çok daha fazlası olduğunu bu eseri okurken rahatlıkla fark edebiliyorsunuz. Sizler de tarih hakkında bir şeyler okumayı seviyor, basit bir dille yazılmış ve görsellerle desteklenmiş bir kitap arıyorsanız kesinlikle bu eseri okumalısınız. Ecdadımıza layık olabilmenin ilk yolu onları tanımaksa eğer, Büyük Selçuklu'yu tanımadan bu yola giremeyiz. Tekrardan söylüyorum: “unutmayalım ki Türk tarihi Osmanlı'dan ibaret değildir.”
Büyük Selçuklu DevletiTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 2024114 okunma
··
148 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.