elif

@narrans
Puan vermedi·432 syf.··
2022 19. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2022 03:08
Bruno Bettelheim tarafından yazılan ve 1977 yılında yayımlanan ‘Masalların Büyüsü: Masalların İşlenişi, Önemi ve Psikanalitik Anlamları’ kitabı, masalları inceleyerek onların hangi kişilik yapılarına ve kimlere etki ettiğini, zihinde ve yaşamda hangi noktalara temas ettiğini işlemektedir. Kitap içeriğine bakmadan önce, kapaktaki sembole dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum. Kapaktaki sembol, bir kral tacıdır. Burada otoritenin simgelendiğini görmekteyiz. Tacın içi siyah rengindedir. Siyah bilinmezliğin, karanlığın sembolüdür. Bu da tacı aslında korkulacak bir duruma getirmektedir. Tacın etrafında kalan kısımda ise kırmızı rengin kullanıldığını görmekteyiz. Kırmızı renk, imgesel düzlemde alarmı, tehlikeyi simgelemektedir. Tacın dışında kalan bütün alanın kırmızı olması, düşündürmektedir. Çünkü demek ki otorite ya da belki kitaptan yola çıkarak taca bilinçaltı diyebiliriz, etrafını etkileyecek derecede bir işleve sahip masallarda. Ya da masalları bu taç olarak düşünürsek, hayatın içerisinde var olan her şeyin orada bir bilinmezliğe dönüştüğünü görebiliriz. Yani aslında masallar, yaşamın içinden alınan konularıyla, tehlike çanlarını çaldırabiliyor. Masalların sadece bir aktarıcı konumunda olduğunu biliyoruz. Masallar toplumların, üstü kapalı protesto araçlarından biridir. Olan bir şeyi içerisinde işleyerek, üstünü kapatmış fakat yine de onu aktarma işlevini gerçekleştirmiş olur. Bu nedenle masallar, oldukça önemli halk yaratmalarıdır. Kitap içeriğinde, giriş bölümünden bağımsız, iki ana bölüm görmekteyiz. Bu bölümler kendi aralarında 39 alt başlığa ayrılmıştır. Kitabın giriş bölümü ‘Anlam Mücadelesi’ başlığı ile sunulmaktadır. Burada insan formunun, anlamsız yaşayamayacağı ve mutlaka bir anlam bulmak için yaşadığına vurgu yapılır. Anlam, hayatın anlamı, insan varoluşunun anlamı oldukça öznel konulardır. İnsanın bir anlam bulabilmesi, onun düşünce çabasına, hayat gayesine bağlıdır. Burada, hayatın anlamının birdenbire bulunamayacağı, aksine insanın her yaşında farklı bir zihin dünyası ve anlayış gelişimi ile paralel yürütülebilen bir anlam dünyası oluşturulabileceğine, bu nedenle de bulunan anlamların bile zaman içerisindeki değişkenliğine, aynı zamanda elbette değişmesi gerektiğine vurgu yapılır. Yine bu kısımda ‘Masallar ve Varoluş Çıkmazı’ adlı bölümde, masalın çocuğun hayal dünyasına olan etkilerinin yüzeysel bir biçimde olmadığına, aksine çocuğun kendi kendine keşfetmesinin imkânsız olduğu yeni boyutları onun hayal gücüne sunduğundan bahseder. Bettelheim, bilinçdışının çocukta da yetişkinde de önemli bir davranış belirleyici olduğuna dikkat çeker. Kişinin bilinçdışının bastırılması, onun asıl bilincine zarar verir ve ortaya hastalıklı bir zihin yapısı çıkar. Burada ebeveynlerin rolü oldukça fazladır. Çünkü birçok ebeveyn, çocuğunu sadece hayatın iyi taraflarına maruz bırakır. Bu durum çocuğun zihnini sadece iyi şeylere yormasına ve zihnini de tek yönden çalıştırmasına yarar. Fakat hayat, sanıldığından daha kötüdür. Asla daha iyi değildir. Zihnini sadece iyiye yoran bir çocuk geleceğinde oldukça sorun yaşar. Görmesi gerekenleri geç görür, anlaması gerekenleri geç anlar. Hayatın kötü bir yanının olduğunu kabullenemez. Masal, çocuk zihninin gelişemeyen diğer yanına hitap eder. Bu nedenle çocuklara masal anlatılması, o masalların onların bilinçaltında yer etmesi gerekmektedir. Çocuklar masallarla mücadele etmeyi öğrenirler, hayatta kötülüklerin de olabileceğini fakat onların iyilikle de yenilebileceğini öğrenirler. Bettelheim, burada masallarda çocukların kendini özdeşleştirdiği kahramanın izinden gitmesinin, onun ahlakını da etkilediğini dile getirir. Yani ahlakı teşvik eden şeyin masal içinde erdemin, iyiliğin galip gelmesi değil, çocuğun kendini özdeşleştirdiği kahramana olan hayranlığıdır. Ahlak, masallarda esas mesele değildir, sadece kişinin başarabileceğinin de teminatı olarak karşımıza çıkar. Çünkü insana bir inanç, bir de umut gerekli. Masallar bu inanç ve umudu verdiği için insan yaşamında, diğer sözlü anlatmalardan daha farklı bir yere sahip belki de. Masallar, aynı zamanda, çocuğun kaygılarına da şekil verir. Bu korkularla ilgili ona güven aşılar. Çünkü en abartılı korkuların bile asılsız olduğu ortaya çıkar. Masalların, bu gibi birçok işleviyle yaşamımızın içerisinde varlığını sürdürdüğünü dile getirebiliriz. Bir insanın, hayatın anlamını bulması ve kendine güven duyması, kendi deneyimlerine kendi kişisel problemlerini tek başına anlayıp çözmesi ile olur. Başkalarının bunları anlatması ile değil. Bettelheim de masalların bu yönüne işaret etmektedir. Masal, insana farkındalık kazandırır. Birinci bölüm, ‘Bir Avuç Dolusu Sihir’ ana başlığı ile karşımıza çıkmaktadır. Bu kısımda çeşitli masallar üzerinden Psikanalitik yorumlar yapıldığı görülmektedir. Masal kahramanlarından hareketle, masalların anlatıldığı çocukların zihnine işlenen mesajlardan bahseden Bettelheim, bu masalların, çocukların mental ve fiziksel gelişimlerinde büyük rol oynadığını dile getirmektedir. Öyle ki masal anlatılarak, çocukların hayattaki ince şeylerin kıymetini bilmeye, değer bilmeye ve onu korumaya da alıştırılabileceğini düşünür. Çünkü çocuğun hem entelektüel hem de duygusal gelişimi, sözlü anlatılara dayalı olmuştur. Çocuklar masallarla gerçek yaşamdaki devler ve kötülerle nasıl mücadele etmeleri gerektiğini öğrenirler. Dolayısıyla yaşam içerisindeki incelikleri de görmeye başlarlar. Çocuk, daha güçlü hissetmek ister ve onun için eylem davranışın yerini almaya başlar. Bu da onun için gitgide artan bir gerçekliğe yol açar. Bettelheim, çocuğun bilinçaltı süreçlerinin, yalnızca direkt olarak bilinçaltına hitap eden imgeler aracılığıyla aydınlığa kavuşur. Bu da en ulaşılabilir olarak masallar ile sağlanır. Masallardaki fantastik abartıların ona psikolojik bir gerçeklik kazandırdığını da dile getiren yazar, imgeler üzerinden yola çıkarak bu sonuca varmıştır. Masalların çocuklar üzerindeki etkilerinden bahsetmiştik. Bu etkilerden biri de çocuğa kendini gerçekleştirmeyi başarma mücadelesinin ne demek olduğunu sembolik biçimde göstermesi ve mutlu bir sonu da garantileyen düşlem malzemesi sunmasıdır. Masallarda hep bir gizli anlam bulunur. Fakat insanın bunları anlamlandırması, masaldan aldığı zevke bağlıdır. Böylece haz ilkesinin, gerçeklik ilkesine ilerlediği görülür. Masalın akışı da çocuğun ondan zevk alabileceği bir ölçüde ilerlemektedir. Öyle ki çocuğun dünyayı düşünme ve tecrübe etme biçimi, masal ile uyumlu bir düzlemde devam etmektedir. Bu yüzden de masal çocuğa inandırıcı gelmektedir. Çocuk, animistik düşünceye sahiptir. Yani doğadaki ve etrafında gördüğü her şeyin ruhu ve bir anlamı olduğunun, bilinçsiz bir şekilde farkındadır. Dünyayı da böyle algılar. Çocuğun bu animistik algılayışı, onun ergenlik çağına kadar devam eder. Animistik düşünce de her şeyin canlı olduğuna, bir ruhu olduğu bilinir. Çocuk da saf bir varlık ve kirlenmemiş bir zihne sahip olduğu için, oldukça önemli bir kısmı aydınlatmaktadır. Somut olarak düşünen çocuğun soyut kavramları anlayabilmesi biraz zaman alır. Bu zaman sürecinde masallarla geçirilen zaman, onun soyutu anlamlandırmayı öğrenme sürecini hızlandırarak, çocuğun yaşamına farklı bir boyut getirir. Rüyalar da çocuğun bilincini etkileyen unsurlardan biridir. Baskıların gün yüzüne çıktığı rüyalar, çocuklar için farklı bir anlam kazanır. Yetişkinlerde bu kadar değildir, çünkü yetişkin psikolojik algısı ve farkındalık durumu çocuklardaki kadar kırılgan değildir. Bettelheim, masalın dışsallaştırma etkilerinin olması için, çocuğun kendi başına masalsı çözümler bularak karşılık verdiği bilinçdışı baskılardan haberdar olmaması gerektiğini vurgular. Küçük bir çocuğun zihni, genellikle birbirine uyumsuz ve kısmen bütünleşmiş olan, hızla genişleyen bir izlenimler yığını barındırdığını da dile getirir. Bilinç dışı, kişi farkında olmadan onu hayatın eski anılarına götürür. Bu bir yolculuk olarak adlandırılabilir. Masalda bulunan yolculuk motifleri de aslında kişinin bu yolculuğuna dayandırılmaktadır. Çocuk zihninde, iyi ruhlar, kötü ruhların kötülüğünü yok edebilmesine olanak sağlar. Çocuk, iyi bir ruhun kötü ruhun yaptığı kötülüklerin etkisini bir anda yok edebildiğine inanır. Çünkü çocuk sevmekten yaratılmıştır. Dolayısıyla, bunun tersi bir durumla karşılaştığında kafasında kendince senaryolar üretir. Masallar, çocukların farkında olmadıkları durumların da önünü açarak, bunun olması gerektiğine zihinlerini hazırlar. Masal dinleyen, okuyan bir çocuk, gerçek başarının küçük de olsa önemli olduğuna inanır. Gerçek olmasa da masalların yanlış olmadığını sezgisel olarak kavrayan çocuklar, çocuklara dinleyerek tecrübe kazandırır ve kişisel gelişimlerine yardımcı olur. Masallar, yalın ve doğrudan imgeler aracılığıyla, çocuğun karmaşık ve çelişkili duygularını anlamasına yardımcı olan anlatılardır. Bu da duygu karışımını engellemeye ve daha net bir zihin ve duygu yapısına olanak sağlamaya yardımcı olur. Bettelheim, birinci bölümde, çocuğun hem fiziksel hem davranışsal hem de ruhsal gelişiminde masalların önemine dikkat çekerek, çocukların hayatta başarılı olmalarının, zihinlerini ve hayal güçlerini kullanmalarının asıl altında yatan unsur olan masallara dikkat çekerek, gelişim için önemli olduğunu vurgular. Çeşitli masallar üzerinden verilen örneklerle desteklenen bu düşünceler, oldukça tatmin edici psikanaliz tespitlerle kitap içerisinde yer alır. Var olan ana düşünce, masal kahramanlarının çocukların bilinçaltına, belli kodlarla işlendiğidir. Masallarda bulunan bu imgeler, çocukların gelişimini ve hayata karşı bakışını önemli derecede etkiler. Aynı zamanda onun, yaşamadan bir tecrübe kazanmasına da olanak sağlar. Bu bakımdan masalların ne ölçüde işlevsel olduğunu da bu bölümde görmekteyiz. Kitabın ikinci kısmı ‘Periler Ülkesinde’ ana başlığı ile karşımıza çıkmaktadır. Bu kısımda klasik masallardan olan ‘Hansel ve Gretel, Kırmızı Başlıklı Kız, Jack ve Fasulye Sırığı, Pamuk Prenses, Altın Lüleli Kız ve Üç Ayı, Uyuyan Güzel, Sindirella (Külkedisi), Hayvan Damat, Karbeyaz ile Kırmızıgül, Kurbağa Kral, Eros ve Psyche, Büyülü Domuz, Mavisakal, Güzel ve Çirkin’ masallarının psikanalitik çözümlemesinin yapıldığını görmekteyiz. Masalların içerisindeki imgeleri, kodları ve bilinçaltına olan yansımalarını oldukça akıcı bir dil ile aktaran Bettelheim, bu masalların çocuklara anlatılabilirliklerine de değinmektedir. Birçok açıdan kodlar ve mesajlar taşıyan masallar, çocuklarda olabildiğince geniş bir hayal gücü yaratımına olanak sağlar. Bir çocuk için onu geliştirebilecek şeylerden biri ve en önemlisi belki de masaldır. Aslında ailelere, ebeveynlere bu eğitimin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani bir şeyin meşrulaşması, onun ne kadar dile getirildiğine bağlıdır. Şu an biz masalların hangi anlamlar taşıdığını ve bir çocuğun yaşamında ne gibi etkiler gösterebileceğini, onun gelişimine ne derecede katkıda bulunabileceğini biliyoruz ve bunun ayrımını yapabiliyoruz fakat çocuklarına masal okusa da bunu bilinçsiz olarak yapan birçok ebeveyn mevcut. Bu kısımda öğrendiğim, masalların birçok kod taşıdığı ve çocukların zihninde çok fazla kapıyı açtığıdır. Fakat bir kapı açacak diye de bilinçsiz masal okumaya gerek olmadığını düşünüyorum. Masalların asıl anlamlarının ve çocuğa katacaklarının, ona masal okurken seçilen masallarda ilk etken olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çocuğun karmakarışık bir zihin yapısından, düzenliye geçmesi de onun zihnini geliştirecek unsurlarla olur. Bu noktada oldukça etkili bir kitap olduğunu dile getirebilirim.
Masalların BüyüsüBruno Bettelheim · İnkılap Kitapevi · 201946 okunma
·
173 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.