8/10
·128 syf.··
2025 25. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 10:14
Kitap zevkine güvendiğim bir okurun profilinde görüp, anında elektronik formunu temin edip, anında okumaya başladım. İtiraf etmeliyim ki sayfa sayısının az oluşu okuma kararımdaki en büyük etkendi. O çok da bayılmadığım Norveç Edebiyatından yeni bir yazar tanıyıp, şöyle bir kafamı uzatıp geri çıkmaktı maksadım. Öyle de yaptım. Benim gibi eserekli bir okurdan beklenebilecek sıradan bir davranıştı anlayacağınız. Kitap yazarın 11. romanı ve 18. kitabıymış. İçerikle hiç alakası olmayan adı buradan geliyormuş. Şaşırmadım, zaten içerik de birbirinden çok kopuk olayları barındıran bir akışa sahip. Bir kitaba kaç puan vereceğimi daha ilk sayfalardan kestirebilirim genelde. Ama bu kitabı okuduğum süre boyunca kafamdaki puanlama döviz kuru grafiği gibi bir aşağı bir yukarı indi çıktı durdu. En son dedim ki, eh haksızlık etmeyelim şimdi bir 8 puan eder. Duygularımın karmaşasını yeterince ifade edebildiysem eğer içeriğe geçelim. Norveç’te küçük bir kentte bürokrat olarak yaşayan Bjørn Hansen, evli ve bir çocuk babasıdır. Bir gün Turid Lammers adında bir drama eğitmeni ile aşk yaşamaya başlar ve ailesini geride bırakarak Turid ile birlikte Kongsberg’e yerleşir. Yıllarca, yaklaşık 15 sene Turid’le yaşadıktan sonra ayrılırlar ve Kongsberg’de kendi evine çıkar. Bir süre sonra artık 22 yaşında olan oğlu Kongsberg’de üniversite okumak üzere babasının yanına taşınır. Romanın ortasında dikili taş gibi duran bir kaç olay vardır ve geri kalan kısmı Bjørn Hansen’in olayları gözlemlemesi ve kendince tasvirinden ibarettir. Bjørn, kimse ile düşüncelerini paylaşmaksızın sürekli hayatına dair akıl yürütmeler yapıp durur, ya da kafanda kurmak mı demeliyim. Hayatının kontrolünü eline alamamış bir adamdır Bjørn Hansen. Olaylara bir kılıf uydurur, kendince yargılar ortaya koyar, sonra bunları rasyonalize eder ve “sonra pişman olmamak için” diye başlayan argümanlarla seçimler yapar ve yoluna devam eder. Turid’le girdiği yol, oğlu ile kurduğu ilişki ve romanın sonuna doğru atıldığı tuhaf macera hep bu düşünce tarzının eseridir. Tuhaf, rahatsız edici bir karakter Bjorn Hansen. “Be adam! Hep kafanda kuracağına karşındaki ile konuşsana, ayrıca bu nasıl karar almak, bu ne biçim özgüvensizlik, korkularının esiri olacağına kararlarının ardında dursana” diyesim geldi. Geldi gelmesine de Bjørn Hansen bana ilk gençliğimi gösteren bir aynadan başka bir şey de değildi aslında. Övüldüğü kadar başarılı bir eser mi bilmiyorum. Ben, İskandinav Edebiyatı’na o kadar da bayılmadığımı bir kez daha anladım bu romanla birlikte. Bir donukluk var sanki. Ayrıca her edebi eserden beklediğim şu toplumsal yaşamdan izlere rastlamak olayını pek yaşayamadım burda. Daha ziyade Bjørn Hansen’in kafasının içindeki ormanda kaybolup durduk. İyi ki tanıştık demeli miyim Bjørn Hansen? Yani iyi ki miyi ki tanıştık işte, senin romanının akışındaki gibi bağlamdan kopuk olaylardan biri oldun hayatımda. Eser yazarın 17. Roman ve Bjørn Hansen’e dair üçüncü roman adlı eserler ile devam eden bir üçlemenin ilk kitabı. Ama ben Bay Hansen’in neler yaptığını çok da merak etmiyorum. Seninle yolun sonuna geldik sevgili Bjørn Hansen, hoşçakal.
On Birinci Roman, On Sekizinci KitapDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2022754 okunma
·
107 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.