Gönderi

Puan vermedi·372 syf.··
2023 12. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 00:54
Bu kitabı ikinci defa okuyuşum. Geçen yıl hep karşıma çıkmaya başladığı zaman başladım bu yıl ise başta @Eyizmer_824 hocam olmak üzere Hayal Atölyesi okuma grubumuz sayesinde tekrar okuma fırsatı yakaladım. Okurken içimde bir sürü düşünce ve his birikti. Bu kitabı uzun uzun anlatmak istiyorum. İki küçük çocuğun Claus ve Lucas’ın savaşın ortasındaki hikayesiyle tanıştım ve bu yolculuk beni hem etkiledi, hem şaşırttı, hem de yer yer üzdü. Büyük Defter: Çocuklar ve Zor Hayat İlk kitap, Büyük Defter, beni en çok çarpan oldu. Savaş zamanında anneleri, ikizleri anneannelerinin yanına bırakıyor. Anneanne sert bir kadın, hiç sevgi göstermiyor. Evde ne yemek var, ne sıcaklık çocuklar kendi başlarına kalıyor. Okurken “Bu çocuklar nasıl dayanır?” dedim. Ama onlar dayanmakla yetinmiyor, bir düzen kuruyor. Acıya alışmak için kendilerini eğitiyorlar, yazmayı öğreniyorlar her şeyi deftere yazıyorlar. Bir süre sonra makineleşiyorlar. Ben onların yaşında olsam korkudan ne yapacağımı şaşırırdım herhalde. Onlarsa sanki büyümüş de küçülmüş gibi davranıyor. Kitabın dili çok sade. “Bugün ekmek bulamadık,” ya da “Anneanne bize bağırdı,” gibi kısa cümleler var. Çocukların gözünden savaşın zorluklarını okumak tuhaf bir his verdi. Mesela bir subayı izleyip zayıf yönlerini bulmaları, sonra bunu kullanmaları aklıma takıldı. “Ben böyle bir şey yapar mıydım?” diye düşündüm. Sanırım cesaretim yetmezdi. Ama onların bu kararlılığı, hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebileceklerini gösterdi. Kanıt: Ayrılık ve Belirsizlik İkinci kitap Kanıt başlayınca her şey değişti. İkizler ayrılıyor biri gidiyor, diğeri kalıyor. Hikaye başka insanların gözünden anlatılıyor. İlk kitapta her şeyi çocukların defterinden okumuştum, şimdi ise “Neler oluyor?” dedim. Savaş bitiyor ama hayat düzelmiyor. Kalan kardeş yalnız kalıyor, çabalıyor ama bir boşluk hissediliyor. Giden kardeşin ne yaptığını merak ettim. “Acaba geri dönecek mi?” diye sordum kendime ama cevap gelmedi. Bu bölümde savaşın insanları nasıl yaraladığını gördüm. Herkes bir şekilde yaşamaya çalışıyor ama tam mutlu olamıyor. Ben “Savaş biterse her şey yoluna girer,” diye düşünürdüm ama öyle olmadığını anladım. Hep yarim kalmışlıklar ve eksiklikler oluyor. Kitap, bana bazı şeylerin asla eskisi gibi olamayacağını öğretti. Duygu çok az, ama satırların arasında bir hüzün var. Üçüncü Yalan: Gerçek Nerede? Üçüncü kitap, Üçüncü Yalan, beni şaşkına çevirdi. İlk iki kitabı okuyup bir şeyler anlamıştım ama bu kitap her şeyi karıştırdı. İkizlerin hikayesi birden değişti. “Kim kimdi, ne gerçekti?” diye düşünmeye başladım. Zihnime oyun oynanmış gibi hissettim. Giden kardeş mi geri geldi, yoksa hiç gitmedi mi? İkizler gerçekten iki kişi miydi yoksa tek miydi? Kafamda sorular döndü durdu. Kitabı bitirdiğimde “Ben ne okudum?” dedim. Önceki bitirişimde de aynı şeyi hissetmiştim pek değişen bir şey olmadı. Bu belirsizlik sinirimi bozdu. “Bana net bir şey söyle!” diye içimden geçirdim ama sonra hoşuma gitti. Hayat da bazen böyle değil mi? Her şey açık açık önümüze gelmiyor. Ben bu kitaptan gerçeğin her zaman bulunamayabileceğini öğrendim. Yine de içimde bir huzursuzluk kaldı çünkü ikizlerin hikayesi tam kapanmadı. Ne Düşündüm, Ne Hissettim? Bu üçlemeyi okurken çok şey geçti aklımdan. İkizlerin çocuk olup da çocuk gibi davranmaması beni üzdü. Hak ettikleri yaşamdan bu kadar uzak olmaları içler acısı. Savaşın onları bu hale getirdiğini düşününce içim sıkıldı. “Ben onların yerinde olsam ne yapardım?” sorusu hep aklımdaydı. Belki bu kadar güçlü olamazdım ama onların direnci bana bir şey kattı. Hayatta kalmak için ne kadar çaba gerektiğini gördüm. Yazarın dili çok yalın. Uzun uzun tasvir yok, duygu anlatımı yok ama her cümle bir şey hissettiriyor. Okurken bazen durup düşündüm. Çocukların yaptıkları şeyler – mesela tavuk çalmak, subaya tuzak kurmak – hem zekice, hem korkutucuydu. “İnsan ne kadar ileri gidebilir?” dedim. Kitap bittiğinde içimde bir ağırlık hissettim. Hem beğendim hem de “Bu çok ağır bir hikaye,” dedim. Tekrar okumak için doğru zamanı buldum aslında çünkü bu kadar zaman geçmiş olması bile hâlâ hikayenin agirligindan hicbir şey almamış. Okudukça altında ezilip kaldım. Sonuç olarak ben bu kitabı okurken kendimi, hayatı, zorlukları sorguladım. İkizlerin soğuk ama güçlü hali, savaşın çirkinliği, gerçeğin kaybolması… Hepsi aklıma kazındı. Agota Kristof, az kelimeyle çok şey anlattı. Bu hikaye beni bırakmadı, uzun süre de bırakmayacak gibi. Agota Kristof
1000Kitap
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma
·
119 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.