·326 syf.····Okunma: 24 Mart 2025 22:14 #Okudum
#KitapYorum
#75YıldaFatihtenTeşvikiyeye
#BerginAzer
#YitikÜlkeYayınları
#TarihiRoman
#326Sayfa
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere Yitik Ülke Yayınları'ndan çıkan, Bergin Azer'e ait, "75 YILDA FATİH'TEN TEŞVİKİYE'YE" Posta ve Telgraf Nazırı Hasan Ali Paşa ve Ailesi isimli tarihi romanı tanıtmaya çalışacağım.
Son zamanlarda okuduğum en güzel tarihi romanlardan biriydi. Öğrenirken, bilgilerinizi tazelemek, sıkılmadan bir kurguda kaybolmak muazzamdı. Böyle eserler kendi geçmişimizi, yaşananları, bilinmeyen gölgede kalmış önemli ayrıntıları sunması hasebiyle değerli. Sevgili yazarımız bu kıymetli romanın kahramanlarıyla akraba. Hem de birinci dereceden. Yani aileden biri. Şöyle ki; Posta ve Telgraf Nazırı Hasan Ali Paşa ve oğlu Enver büyük dedeleri. Büyük babannesi Muhterem ve onun kızı Vildan, Bergin Hanımın babannesi. Kitap oluşurken dedelerinin tuttukları notlar, mektuplar, konağın satılışıyla başlayan taşımalarda evrakları atmayan babannesi Vildan ve babası Candan, kitapta yer alan yerleri, duyduğu hikâye ve kişileri müthiş hafızasıyla aktaran halası Nurdan hanım olmuş. Anlayacağınız tamamiyle gerçek belgeler, fotoğraflar, notlar ve mektuplarla bir kurgu oluşturulmuş. Bu anlamda okuru sahici bir dünyanın eşiğinden günümüz yüzyılına kademeli, usul usul, zarif ve akıcı bir dille taşımış. Her sayfa bir aile toplantısında, denize nazır bir konağın penceresine karşı oturmuşsunuz ve Hasan Ali Paşa ve zevcesinin muhabbetine nail olmuşmuşsunuz da, siz de bir yakınıymış gibi özel bir sohbete dahil oluyorsunuz. En kıymetli misafir gibi ağırlanıyorsunuz. Zira ben sıcak ve samimi sevgi akımını böyle hissettim. Sizi 1861, İstanbul-Fatihten alıp, 6 Ekim 1923 tarihine yani, Türk birliklerinin İstanbul'a dönüşüne doğru uzun bir yolculuğa götürüyor. Küllerinden yeniden doğan Zümrüd_ü Anka kuşu gibi büyük bir mucize yaratan Gazi Mustafa Kemal Paşa Önderliğinde Türk Milleti için yepyeni bir çağın başlangıcına kadar geçen sürede tarihî, sosyal yaşam, savaşlar, Osmanlı hükümdarları, siyasi, ekonomik, askeri alanda tüm gerçekler, sıkıntılar, hüzünler, keşifler, kültürel değerler ve her alandaki oluşum, değişim süreçleri, insan analizleri psikolojik tepkiler, büyük İstanbul yangın ve depremleri, Meşrutiyetin ilanı, demiryolu ve köprü inşaaları, büyük devlet adamlarının ziyaret ve teşrifleri, Japonya'ya Ertuğrul fırkateynin gidişi ve batışı, adalar, Balkanlardaki ayaklanmalar, ekonomik çöküş, Düyûn_u Umûmiye, jurnaller ve daha nice konu ve ailelerin gizli yaşamları "75 YILDA FATİH'TEN TEŞVİKİYE'YE"de.
Romanın oluşumunda esas olan, kurguya katkı sağlayan eski evrak ve tercümeler, heybetini kaybeden bir imparatorlukta kendilerine ve ailelerine yer edinmeye çalışan iki hırslı adam, Posta ve Telgraf Nazırı Hasan Ali Paşa ve oğlu Beyoğlu Mutasarrıfı Enver Bey'in, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yaşananların, onları nasıl etkilediğini anlatıyor. O tarihlerdeki olaylar, not ve jurnallerde geçen isimler, fotoğraf arkası yazılar, mektuplar ve gazetelerden elde edilen belgeler ışığında ailenin 1894 yılında meydana gelen büyük İstanbul depreminden sonra Merkez Efendi'den Teşvikiye'ye taşınıp, yerleşmesini kapağa taşıyarak biyografik bir hikâyede derin bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Esasen bu roman bir tarih kitabı olmamakla beraber kullanılan tüm mektup ve jurnaller gerçek. Abdülhamid dönemini, sürgüne uğramadan, haklarında yazılmış az sayıda jurnalle geçiren iki adamın yaşadıkları, dönemi büyük beceri ve kurnazlıkla atlatıp ailelerini getirmeleri büyük başarı. Tüm siyasal ve toplumsal gelişmeleri, insan ilişkilerini, yaşam kültürünü dönemin iki devlet memurunun gözünden anlatıyor.
Ayrıca söylemeden geçemiyeceğim, hani bu kitap mektuplar ve eski belgelerle kurgulanmıştı ya;
Son belge de bende. Nasıl mı? Bergin Hanımefendi bir zarf içinde yazdığı ismime özel kartı teveccüh gösterip kitap arasında göndermiş. Bu nazik tavrı soyunun asaletine dayanıyor. Bu yüzden bu romanın bir parçasıyım artık. Ne şanslıyım!...
Zaten Abdülhamid'in hafiyeler konusundaki hassasiyetine ilave başka garip huyları da bilinirdi. Bazı kelimelerden rahatsız olduğu için bunların yazılması istenmezdi. Herhangi bir gazete veya mecmuada bomba, yıldız, hasta, ihtilal, dinamit gibi kelimeler yer alırsa çeşitli cezayı işlemler uygulanırdı. Hatta Sultan Murat yüzünden Murat ismi kullanılamaz; illaki söylenmesi, yazılması icap ettiğinde "Mir'at" denirdi. Aynı şekilde Şehzade Reşat yüzünden bu isim kullanılmaz; yerine "Neşed" denirdi. (s. 141)
Yılın son ayında Plevne Ruslara geçtiğinde Çar ikinci Aleksandr onurlu direnişinden ötürü Gazi Osman Paşa'yı saygıyla karşılamış hatta "Esir değil misafirsiniz. Sizin gibi cesur bir kumandanla savaştığım için mutluyum." demişti. Çar'ın Paşaya kılıcını iade etmesine rağmen acı gerçek değişmiyordu. Bir toprak parçası kaybedilmişti.
Saray dünyanın her yanından nadide mermerler, sedef kristal avizeler, mobilyalar sipariş edildi. Hereke de dokunan halılar neredeyse bir mahalleye içine alacak kadar büyük. Sadece rıhtım için 400.000 Osmanlı lirası harcandı. Sarayını iki buçuk milyon altına mal olduğu söyleniyor. Hazine tam takır. Bu parayla ne fabrikalar kurulurdu; habire Saray inşa edildi, dedi. (s. 96