Merhabalar Efendim.
Sizlere okurken bol bol ağladığım bir kitap ile geldim.
Ezel Doğan; dünyaca ünlü bir ressam ve fotoğraf sanatçısıydı. Güzel olan her şey işinin bir parçasıydı. Yeşil bakışları, hüzünle parıldayan bir çift gözle buluştuğu vakit hayatında bundan daha güzel bir şey görmediğini anlamıştı.
Sevda Altınbaşak; aile dediği cehennemin içinde, ateşten bir çemberin ortasında yaşayan yapayalnız bir kadındı. Acı, kalbini mesken tutmuş ve keder bakışlarına saplanıp kalmıştı. Ta ki hiç tanımadığı bir adamın kollarında güvenle sarmalanıp, yıllardır aradığı huzuru bulana kadar. Yolları kesiştiğinde her ikisi de aşkın bir mucize gibi hayatlarına dolacağından bihaberdi.
Mutlu sonlar sadece masallarda mı yazılırdı, yoksa gerçek olabilir miydi? Bir kadın tenine sinen korkulardan sıyrılabilir ve bir adam tüm o korkuları, ateşten dokunuşlarıyla silebilir miydi?
Sevda çiçeği, Dram ağırlıklı bir kitaptı. Sevda'nın o yaralı ve kimsesiz halleri ve Ezel'in onu ilk gördüğü andan itibaren gönlüne yerleştirmesi ve Sevdayı iyileştirmelerini okumayı çok sevdim. Ezel Sevda'ya bir ilaç gibiydi. Sevdanın yanında tutsak olduğu Yavuz ise tam bir ruh hastası ve piskopattı. İliğimle kemiğimle nefret ettim ondan. Sevdanın da sırf yatalak dedesi için o eve katlanması çok üzücüydü. Kitap bir geçmiş bir gelecek ile anlatıldığı için bir bölüm mutlu olduysanız diğer bölüm yine aglayasınız geliyor. Hele ayrılık sahneleri beni mahvetti. Sevda'nın kızı ve kocasını uzaktan izleme durumunda bırakıldıgı sahneleri okurken kahroldum. Ama kitabın sonu gerçekten bütün kitap boyunca çekilen sıkıntılara ilaç gibi geldi. Ayriyeten kitapta yetişkin içerik bulunuyordu. Dikkat eden okuyuculara duyurulur.
Benim çok severek okuduğum bir kitap oldu. Sizin de eğer konusu ilginizi çektiyse mutlaka bir şans verin derim.