Kaşağı’yı en son çocukken okumuş, kardeş iftirasından çok etkilenmiş ve bir daha aklıma gelmesini bile istemeyecek kadar vicdan azabı çekmiştim.
Bu sefer de okumaya pek hevesli başladığımı söyleyemem. Tekrar aynı olumsuz duyguları yaşamaktan bugüne kadar kaçındım ancak beklediğim gibi olmadı. Çok daha acı şeyleri görmüş, deneyimlemiş veya seanslarımda dinlemiş olmaktan kaynaklı sanırım, Kaşağı öyküsü çok da etkilemedi beni.
Şimdiki okuyuşumda en çok Pembe İncili Kaftan ve Teke Tek beni etkiledi. Kimseye minnet etmeyen birisine günlük hayatımda denk gelsem mutlaka arkadaş olmak isterdim diye düşündüm. Eşimle konuştuğumuzda da o da böyle birine oy vermek istediğini söyledi. Böyle biri oy verilecek pozisyona başvurmazdı diye düşünüyorum ama umut bedava. Bir gün karşımıza çıkar umarım.
Yalnız Muhsin Çelebi’nin yaptıklarının sonuçlarından eşi ve çocuklarının da etkilenecek olması düşündürdü beni. Refah içerisinde yaşarken zerzevatçılık yaparak geçinmeyi Muhsin Çelebi kendi tercih etti ve bununla yaşayabilir. Eşi ve çocukları ise tercih etmedi, başlarına gelen edilgen oldukları bir durum bu. Kendilerini hazırlama fırsatları bile olmadı gibi hissettim hikayeyi okurken. Bu durumda Muhsin Çelebi onlara yaşananları anlatmış mıdır? Çocukları kendisi gibi yetiştirdiği için onlar da mala minnet etmeyen kişiler midir? Yoksa zorluk çektikçe babalarına gücenmişler midir? Bu durumda Muhsin Çelebi kul hakkına girmiş midir? Bu konuda merakım devam ediyor ve tartışmayı isterim.
Teke Tek hikayesi benim tüketmekten en çok keyif aldığım şekilde bana bariz olanın dışında bir düşünme şekli gösterdiği için onu çok sevdim. En kötü şeyin ölüm olduğunu düşünmeye o kadar alışmışız ki daha kötüsünü yaşamanın mümkün olduğunun gösterilmesi hoşuma gitti. Hikaye olduğu için biraz yüzeysel tabi ki. Öc almak gibi bir yerden başlayıp başka birinin bu acı sonu çekmeyi ne kadar hak ettiğine çok da değinmediği için Jan’a üzülmedim desem yalan olur. Tabi ki dövüşmeyi kabul etmek onun tercihiydi ama Kasım’ın aklında ölümden beter bir hedef olduğunu tahmin ettiğini düşünmüyorum. Blas Şeri bu sona nail olsaydı içim soğurdu ama.
Kitap genel olarak milliyetçi duygularımı kabarttı, bana farklı bakış açıları açtı ve ders çıkarımı yaptırdı. Keyifli bir deneyimdi.